Connect with us

Aktualite

’ABDULHAMİD HAN’ CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN KATILDIĞI TÖRENLE AKDENİZ’E UĞURLANDI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’de ilk petrol bulunan yerin bundan 135 yıl önce yine Akdeniz’deki İskenderun olduğunu hatırlatarak, “Bu defa da Abdülhamid Han gemimizi ya Allah bismillah diyerek Gazipaşa’nın 55 kilometre açığındaki Yörükler-1 kuyusuna uğurlayacağız. Yörükler-1 kuyusu, Doğu Akdeniz’deki geniş iş planımızın ilk adımıdır. İnşallah sizlerden de hayırlı bir haberi en kısa sürede bekliyoruz” dedi.

Published

on

Mavi vatandaki filonun ’en güçlüsü’ olan Abdülhamid Han sondaj gemisi, Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Taşucu Limanı’ndan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı törenle Akdeniz’e uğurlandı. Abdülhamid Han sondaj gemisine helikopterle iniş yapan Erdoğan, gemide yaklaşık 1 saat boyunca yetkililerden brifing aldıktan sonra uğurlama töreninin yapılacağı alana geldi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulisi Akar, Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişçi ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in de katıldığı törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün buradaki bu fotoğrafın, Türkiye’nin son 20 yıllık serencamının adeta bir özeti olduğunu söyledi. Çok heyecanlı olduğunu belirten Erdoğan, “Heyecanlı olduğum kadar da geleceğe bakışımız ve bu noktada ufkumuz çok daha aydınlıktır. Son 20 yılda ülkemize asırlık eser ve hizmetler kazandırdık. Sözümüzün somut örneği olan Abdülhamid Han sondaj gemimiz, Türkiye’nin enerji alanındaki yeni vizyonunun da sembolüdür. Daha önce paramızla dahi yaptıramadığımız sismik araştırmaları, bakın sondaj demiyorum, sismik araştırmaları sondaj faaliyetlerini keşfedilen kaynakların ekonomiye kazandırılması süreçlerini artık kendi imkanlarımızla yürüttüğümüz bir döneme girdik. Az önce Bakanımızın da rakamlarıyla ifade ettiği gibi bugün, Abdülhamid Han sondaj gemimizle Türkiye farklı bir yere gelmiştir. Türkiye’nin dünyanın önde gelen petrol ve doğal gaz sondajcılarından biri haline gelmesini sağlayan herkese şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.

  “4 SONDAJ GEMİMİZ, 2 SİSMİK ARAŞTIRMA GEMİMİZLE ARTIK BİZ DE BU ALANDA VARIZ”

Şüphesiz bugünlere bir anda gelinmediğini kaydeden Erdoğan, “Uzunca bir süre kimi zaman sinsi oyunlarla, kimi zaman iyi niyetli ama cesaretsiz tercihlerle, kimi zaman açıkça ihanetlerle oyalandık. Vakit ve kaynak kaybettik. Ülkemizin 2023 hedeflerini belirlerken öncelikle çözmemiz gereken sorunların başında enerjide dışa bağımlılığımızın geldiğini gördük. Yıllarca açılıp üzeri betonla kapatılan kuyuların sebep olduğu yılgınlığı ortadan kaldırmak için kendi insan gücümüzle, kendi veri altyapımızla ve kendi teknolojik araçlarımızla bu süreci yürütme kararı aldık. Şimdi varız. 4 tane sondaj gemimiz, 2 sismik araştırma gemimizle artık biz de bu alanda varız” ifadelerini kullandı.

  “ADETA SU ALTINDA BİR ENERJİ ÜSSÜ KURUYORUZ”

“Denizlerde dünyada eşine az rastlanır bir sondaj filosuna sahibiz” diyerek konuşmasını sürdüren Erdoğan, “Gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra Akdeniz ve Karadeniz’de sondaj çalışmalarına başladık. Fatih sondaj gemimizi ’her arayan bulamaz ama unutmayın bulanlar arayanlardır. Bu şekilde göreve uğurladık ve bir süre sonra da müjdeli haberi aldık. Karadeniz’de keşfettiğimiz 540 milyar metreküplük doğal gaz rezervi ülkemize ve milletimize maddi karşılığının çok ötesinde bir moral vermiş, bir dönüm noktası olmuştur. Karaya ulaştığında bu gazı kullanılabilir hale getirip, sistemimize aktaracak doğal gaz işleme tesisimizin temelini geçtiğimiz yıl attık. Haziran ayında da denize boru döşeme işlemine başladık. Sığ kısımlardaki boru döşeme işlemini bitirdik. Derin kısımlardaki 165 kilometrelik kısmın 100 kilometresini tamamladık. Denizin iki bin 200 metre altında yürütülen bu işlemlerle adeta su altında bir enerji üssü kuruyoruz. Fatih gemimiz halen Türkali-10 kuyusundaki sondaj çalışmalarını sürdürüyor. Yavuz gemimiz Türkali-4 kuyusundaki üst işlemleri gerçekleştiriyor. Kanuni gemimiz de Türkali-6 kuyusunun alt tamamlama işlemlerini hamdolsun bitirdi. Böylece Karadeniz gazının ilk etabı için gereken 10 kuyudaki işlemleri birer birer bitirerek buradan gelecek doğal gazı 2023 yılında milletimizin hizmetine vermeyi planlıyoruz” ifadelerini kullandı.

  “2022 ENERJİ FATURAMIZIN 100 MİLYAR DOLARI BULACAĞI GÖZ ÖNÜNE ALINDIĞINDA, YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMALARIN VE ELDE EDİLEN SONUÇLARIN MANASI DAHA İYİ ANLAŞILACAKTIR.”

Aynı anda 3 sondaj gemisinin çalıştığı bu sahanın, dünyada üretime en hızlı hazırlanan saha olarak kayıtlara geçtiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti; “Denizlerde elde ettiğimiz başarıyı karadaki keşiflerle taçlandırmak istiyoruz. Bu amaçla hem yeni kuyu açma hem daha önce açılıp üzeri kapatılmış kuyuları tekrar üretime kazandırma faaliyetlerimizi kesintisiz devam ettiriyoruz. Üretimimiz 65 bin varile ulaştı. Hedefimiz yıl sonuna kadar 150 kuyu daha açarak bu rakamı katlayarak arttırmak. Küresel ekonomik krizde adeta bir silah haline dönüşen doğal gaz ve petrol kaynaklarımızı ne kadar kısa sürede, ne kadar çok arttırabilirsek, bu kritik süreçte o derece avantaj kazanacağız. Hem enerji bağımsızlığımızı temin, hem cari açığımızı kapatma bakımından bu çalışmaları çok önemli görüyoruz. Sadece 2022 enerji faturamızın 100 milyar doları bulacağı göz önüne alındığında, yürütülen çalışmaların ve elde edilen sonuçların manası daha iyi anlaşılacaktır.”

  “ABDÜLHAMİD HAN GEMİMİZİ, GAZİPAŞA’NIN 55 KİLOMETRE AÇIĞINDAKİ YÖRÜKLER-1 KUYUSUNA UĞURLAYACAĞIZ”

Abdülhamid Han gemisinin en son teknoloji ile edilmiş 7. nesil diye ifade edilen bir sondaj gemisi olduğunu ifade eden Erdoğan, şu bilgileri verdi; “Diğer üç sondaj gemimizden daha üstün özelliklere sahip bu gemiyi ilk defa Türkiye olarak biz kullanacağız. Taşucu limanımızda gemimizin sondaj öncesi tüm hazırlıkları bitirildi. Bugün Abdülhamid Han gemimizi ’Mavi Vatana’, yeni sondaj rotamız Akdeniz’e yolcu ediyoruz. Ülkemizde ilk petrol bulunan yer bundan 135 yıl önce yine Akdeniz’deki  İskenderun’dur. Bu defa da Abdülhamid Han gemimizi ya Allah bismillah diyerek Gazipaşa’nın 55 kilometre açığındaki Yörükler-1 kuyusuna uğurlayacağız. Yörükler-1 kuyusu, Doğu Akdeniz’deki geniş iş planımızın ilk adımıdır. Milletimizin duası, Abdülhamid Han sondaj gemimizde gece gündüz ter dökerek arama yapacak arkadaşlarımızla birlikte olacaktır. İnşallah sizlerden de hayırlı bir haberi en kısa sürede bekliyoruz. Gemimiz buradaki sondaj çalışmalarını bitirince durmayacak. Diğer kuyulara geçecek. Bu şekilde bulana kadar aramaya devam edeceğiz.”

  “ŞIMARIKLIKLARINI ARTIRANLARIN SONU, BİR GÜN KAFAYI DUVARA ÇARPIP KENDİNE GELMEK OLACAKTIR”

“Akdeniz’de yaptığımız arama ve sondaj çalışmaları kendi egemenlik alanlarımızdadır. Bunun için kimseden izin veya icazet almaya ihtiyacımız yoktur” diyen Erdoğan, şöyle devam etti; “Abdülhamid Han gemisi çalışmalarına başladığında, arkalarına aldıkları ağa babalarına güvenerek bize efelik etmeye yeltenenler muhtemelen çıkacaktır. Biz onları ciddiye almayıp kendimize müsavi ve muhatap görmedikçe şımarıklıklarını artıranların sonu, bir gün kafayı duvara çarpıp kendine gelmek olacaktır. Ne kuklalar, ne kuklalar ne de onların iplerini ellerinde tutanlar Akdeniz’de hakkımız olanı almamızı engelleyemeyecek. Gerçi Akdeniz’de Abdülhamid Han ismiyle karşılaşan birilerinin aklına herhalde önce Gazi Ethem Paşa ve Dömeke Savaşı gelecek. Onlar anladı. Üzerinden henüz bir asır geçmiş olan mücadeleyi ne yaparlar? Hatırlarlar. Ama hiç merak etmesinler, hiç korkmasınlar. Bizim ilkemiz ne hakkımızı yedirmek ne de kimsenin hakkına göz dikmektir. Büyük ve güçlü Türkiye vizyonu öylesine kuşatıcı ve geniştir ki, her gün ay yıldızlı bayrağımızın korkusuyla yatıp kalkanların hezeyanlarıyla uğraşmaya vaktimiz yoktur. Biz kendi işimize bakıyoruz. Ve bakmaya devam edeceğiz.”

  “HAKLARIMIZI KORUMAK İÇİN GEREKTİĞİNDE DİŞE DİŞ MÜCADELE VERMEKTEN ÇEKİNMEDİK, ÇEKİNMEYECEĞİZ”

Konuşmasını, “Kendi işimizi, kendimiz göreceğiz. Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz” diye sürdüren Erdoğan, “Bu çabalarımıza destek verecek herkesle de birlikte çalışmaya, birlikte yol almaya. hazırız. Uluslararası anlaşmalarla garanti altına alınmış olan haklarımızı, hariçten gazel okuyarak, uydurma haritalarla yok saymak isteyenlere bu lokmanın onların boğazından geçmeyecek kadar büyük olduğunu da hatırlatmak isterim. Haklarımızı korumak için gerektiğinde dişe diş mücadele vermekten çekinmedik, çekinmeyeceğiz. Türkiye’nin dostluğunun ve müttefikliğinin özellikle karşısında yer almaktan çok daha değerli, çok daha kazançlı, çok daha doğru bir yaklaşım olduğunu görmek için son dönemdeki gelişmelere bakmak yeterlidir. Kısaca söylemek gerekirse, bizimle birlikte yol yürüyen kazanır. Bize karşı yol yürüyen ise kaybeder. Bu duygularla Abdülhamit Han sondaj gemimize yolun açık, sondajın bereketli olsun diyoruz. Gemi personelimize başarılar diliyoruz” dedi.

  “FİLONUN EN GÜÇLÜSÜ”

Yedinci nesil olmasının yanı sıra 238 metre uzunluğu, 42 metre genişliği ve çift güvenlik sistemiyle öne çıkan sondaj gemisi Abdülhamid Han, filosunun teknik açıdan hem en donanımlısı hem de en uzunu olarak ’Mavi Vatan’daki hidrokarbon arama çalışmalarına önemli bir güç katması bekleniyor. Çift kule ile aktif konumlandırma sistemine sahip 200 mürettebat kapasiteli geminin, 12 bin 200 metreye kadar sondaj yapabilme yeteneği olduğu biliniyor.

Güney Kore’deki Okpo Limanı’ndan yola çıktıktan sonra 19 Mayıs’ta Mersin’in Taşucu Limanı’na ulaşan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından adı ’Abdülhamid Han’ olarak açıklanan gemideki çalışmalar tamamlandı. 2,5 aydır Mersin’in Taşucu Limanı’nda kalan Abdülhamid Han sondaj gemisinin bakım, geliştirme ve güncelleme çalışmalarının bitmesiyle teknik donanımı ve fiziki özellikleriyle ’Mavi Vatan’daki filonun ’en güçlüsü’ olarak bugün Akdeniz’e açıldı.

Aktualite

YOĞUN BAKIMDAN ÇIKAN KADIN, GÖRDÜĞÜ İŞKENCEYİ ANLATTI: “ÖLDÜRECEKSEN ÖLDÜR YETER DEDİM”

Mersin’de sevgilisi ve onun kuzeni tarafından bagajda mezarlığa götürülüp levye, çelik jant ve sopayla dövülen, ardından 90 kilometre boyunca araçta işkence edilip evinin önünde de bıçaklanan 23 yaşındaki Rahime Edis, 4 gün sonra yoğun bakımdan çıktı. Hastanede serviste tedavisi devam eden genç kadın, tutuklanarak cezaevine gönderilen sevgilisi ve onun kuzeninin en ağır cezayı almasını istedi.

Published

on

Olay, 28 Eylül’de Silifke ve Erdemli ilçelerinde meydana geldi. İddiaya göre, Rahime Edis’i 5 aydır sevgili hayatı yaşadığı H.S. ve kuzeni M.G. araçla Silifke ilçesi Yeşilovacık mevkiine götürdü. Burada şüpheliler, önce buluştukları bir şahsı dövdü ve araya giren sevgilisi Edis’i de darp ederek otomobilin bagajında mezarlığa götürdü. Mezarlıkta sopa, levye ardından da çelik jant ile kadını döven H.S.’ye kuzeni M.G. de yardım etti. Mezarlıktaki işkencenin ardından biraz aracın bagajında götürülen genç kadın daha sonra araç içine alınarak iki şahıs tarafından yol boyunca darp edildi.

Erdemli ilçesi Alata Mahallesi’ndeki annesinin evine getirilen kadını, bu kez H.S. bıçaklayıp kaçtı. Haber verilmesi üzerine yaralı, Erdemli Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne kaldırıldı. İlk müdahalesi yapılan yaralı kadın yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı. 3 gün yoğun bakımda kalan genç kadın bugün servise alındı.

Polis ekipleri yaptığı çalışmada şüpheliler H.S. ve M.G.’yi yakaladı. Mahkemeye çıkartılan her 2 şüpheli de “yaralama ve hürriyeti yoksun kılma suçundan” tutuklanarak cezaevine gönderildi.

“Mezarlığa götürdüler, bir kuzeni dövüyor, bir kendi dövüyor”

Erdemli Devlet Hastanesi’nde tedavisi süren 23 yaşındaki Rahime Edis, yaşanan olayı anlattı.
Sevgilisi H.S.’nin elinden telefonu alıp bir şeyler yaptığını, ardından kendisini arabaya bindirdiğini aktaran Rahime Edis, “Kuzeni var M.G. hep beraber gittik arabayla, babasının mezarına uğrayacağını söyledi, bir şey olabileceğini düşünmemiştim. Kamyoncuların gittiği bir yol var orada birinin önünü kestiler, çocuğa saldırdı, A.Ş. dediği çocukmuş meğer. Çocuğa benim adıma bir sürü fotoğraflar atmış, buluşalım, şurada burada demiş, gittiğimiz yerde, meğerse çocuğu oraya o çağırmış. Çocuğu orada aynı gün içerisinde darp etti. Orada beni döverek bagaja bindirdi, beni mezarlığa götürdüler. Bir kuzeni sürüyor arabayı, kendi darp ediyor beni. Sürekli darp ettiler, arabada kriko var ya, krikoyla, tahta sandalyeyle dövdüler. Bana ‘burada öleceksin, babamın mezarının başında’ dedi. ‘Öldüreceksen öldür yeter dedim’, zaten can çekişiyordum, su istedim vermedi. M.G.’ye seslendi ‘Buna bir damla su yok, hortumu götür babamın mezarını sula’ dedi” diye konuştu.

“Kaçarken çelme taktı, taşla demirle vurdu”

Mezarlıktan kaçmaya çalıştığını söyleyen Edis, “80-90 kilometre uzaklıktaydı şehre yani, ben o esnada kaçayım derken, yakaladı beni ayağıma çelme atarak zaten. Kafama taşla vurdu, ezdi, anlatamıyorum çok kötü bir şekilde vurdu bana. Demirle vurdu hiçbir şey hissedemedim, sonra taş vurdu. Sonra gözümün önüne bir perde geldi, her yeri yemyeşil gördüm, öyle bir bayılır gibi hissettim. Kapı gibi bir şey gördüm tam adım atacaktım ‘güm’ diye bir şey oldu, gözümü bir açtım H.S. bana vurmaya devam etti. Öteki dünyaya gittim geldim herhalde. Kendime geldim bagaja bindirdiler” dedi.

Annesinin gözü önünde bıçaklamış

Kendisine bagajda ve koltukta defalarca vurarak eziyet çektirdiklerini aktaran Edis, “Öyle öyle Erdemli’de annemin evine getirdiler beni. Annem neden böyle yaptığını sordu, ben de milleti benim adıma dolandırdığını, benim adıma mesajlar attığını ben engel olunca bana saldırdı demeye kalmadı bir daha bana yumruk vurdu. Bıçağın sapıyla vurdu, sonra da alnıma bıçağı sapladı. Annem araya girince anneme de bıçağı vuracak oldu. Annem çığlık atınca, kardeşlerim çıkınca orada durakladı, kendine geldi. Polislerin sesini duyunca, yukarıya çıkarlarken kaçmış bu, M.G.’yle beraber. Ondan sonra ne oldu ne bitti bilmiyorum, yoğun bakıma getirdiler” diye ifade etti.

“Çelik jantla bile dövdü”

Ağır işkenceye maruz kaldığını anlatan Edis, “Bıçak vurdu, sandalyeyle, beyzbol sopasından daha büyük daha ağır bir sopayla vurdu, sonra bir şekilde bıçakla lastiği patlattı, lastiği patlatıp içindeki demir yok mu ağır, onu çıkarıp defalarca kafama fırlattı. Bir ömür çıkamasınlar ama bir ömür orada da yaşamasınlar yani. Benim bu yaşadığımın on bin katını yaşasın. Kendime gelemedim, normalde çok söyleyeceklerim var toparlayamıyorum” diye konuştu.

Okumaya Devam Et

Aktualite

ALMANLARIN KORKULU RÜYASI ÇETE MERSİN’DE ÇÖKERTİLDİ

Mersin’de kurdukları çağrı merkezleri üzerinden aradıkları Alman vatandaşlarına, kendilerini polis, savcı, devlet görevlisi ve bankacı diye tanıtarak dolandırıcılık yapan çete çökertildi. Mersin merkezli 6 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda, 30 şüpheli gözaltına alındı. Polise karşı evine özel 3 kapı yaptıran çete lideri ise kaçmaya çalışırken kıskıvrak yakalandı. Çetenin, 1 milyon 581 bin euro para dolandırdığı ortaya çıktı.

Published

on

Edinilen bilgiye göre, Asayiş Daire Başkanlığı ile Mersin İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, ‘nitelikli dolandırıcılık’ yapan şahısları takibe aldı. Bir süre hem fiziki hem de teknik takip yapan ekipler, 41 şüpheliyi belirledi. Bu sabah Özel Harekat polislerinin de desteğiyle Mersin merkezli İzmir, İstanbul, Trabzon, Antalya ve Denizli’de 41 adrese eş zamanlı operasyon yapan ekipler, 30 şüpheliyi gözaltına aldı. Şahısların adreslerinde yapılan aramalarda çok miktarda euro, dolar ve Türk Lirası ele geçirildi.

Polise önlem için 3 kapı yaptırmış

Mersin’de 25 adrese giren ekipler, en çok çete lideri H.M.’nin evinde zorlandı. Polis baskınlarına karşı evine güçlendirilmiş 3 kapı yaptıran zanlının kapısını açmak için Özel Harekat polisleri büyük bir mücadele verirken, kapılar uzun uğraşlar sonucunda kırılarak açılabildi. Bu sırada polislerden yaya olarak kaçmaya çalışan H.M. de kovalama sonucunda yakalanarak, gözaltına alındı. Ayrıca zanlının ufak bir çocuğu evde tek başına bırakıp kaçtığı görüldü.

Çağrı merkezleri kurmuşlar

Şüphelilerin kentin farklı yerlerine çağrı merkezleri kurdukları, sık sık da yakalanmasınlar diye adres değiştirdikleri tespit edilirken, özellikle Almanya’da olaylara karışan ve iyi Almancası olan kişileri Türkiye’ye getirdiği, bu çağrı merkezlerinde bilgisayara kurdukları özel bir program üzerinden Almanya’da yaşayan insanları arayarak kendilerini polis, savcı, devlet görevlisi ve bankacı diye tanıtarak para istedikleri belirlendi. Yine örgüt adına çalışan Almanya’daki kuryelerin de mağdur vatandaşların yanına giderek paraları ve ziynet eşyalarını aldığı, bunları örgüt lideri ve yöneticilerine getirdiği ortaya çıktı. Örgütün üst düzey yöneticileri de menkul, gayrimenkul alma veya şirket kurma yöntemiyle paraları akladığı belirlendi.

Gözaltına alınan şahıslar işlemleri yapılmak üzere emniyete götürülürken, hakkında gözaltı kararı bulunan şüphelileri de yakalamak için çalışmalar devam ediyor.

Okumaya Devam Et

Aktualite

YILDIZ: CEP TELEFONUNDA UYGULANAN TAKSİT KISITLAMASI ESNETİLMELİ, “GENÇLERİMİZE ÖTV’SİZ CİHAZ ALMA HAKKI TANINMALI”

Vatandaşların teknolojiye ulaşmasının kolaylaşması için cep telefonunda uygulanan 5.000 TL’lik taksit kısıtlamasının 15.000 TL olarak güncellenmesi gerektiğini belirten MOBİSAD Mersin İl Temsilcisi Nimet Melis YILDIZ, ilgili kurumlara seslenerek; gençlere, özellikle de üniversite çağına gelen gençlere 3 yılda bir ÖTV’siz cihaz alma hakkı tanınması gerektiğini söyledi.

Published

on

Mobil iletişim sektörü, son dönemlere alınan kararlardan, enflasyon ve dövizdeki dalgalanmalardan en olumsuz etkilenen sektörlerin başında geliyor. Tüm bu etkenlerden sebep sektörün zor bir dönemden geçtiğini belirten Mobil İletişim Araçları ve Bilgi Teknolojileri İş İnsanları Derneği (MOBİSAD) Mersin İl Temsilcisi Nimet Melis Yıldız, “Döviz kurlarındaki artış ile fiyatların yükselmesi, ardından BDDK’nın yürürlüğe aldığı taksit kısıtlama kararı ile tüketicilerin cep telefonuna ulaşımı zorlaşmaktadır. 2018 yılında taksit kısıtlama kararı alındığında döviz kuru 4.75 seviyelerindeyken, ürün fiyatları birçok modeli kapsamaktaydı. Günümüzde 18 seviyelerine seyreden döviz kurlarında oluşan fiyatlar artık taksitle cep telefonuna ulaşabilecek modelleri çok yüksek oranda kısıtlamıştır. Bu durum vatandaşlarımızın ihtiyacı olan teknolojiye ulaşabilmesinin önündeki en büyük engeldir” dedi.

“GENÇLERİMİZE 3 YILDA BİR ÖTV’SİZ CİHAZ ALMA HAKKI TANINMALI”

Üniversite öğrencilerine ÖTV’siz cihaz alma hakkı tanınması gerektiğinin altını çizen Nimet Melis Yıldız sözlerine şöyle devam etti: “Geleceğimizin teminatı gençlerimize 3 yılda bir ÖTV’siz cihaz alma hakkı tanınmasını, gençlerimiz ve sektörümüz adına istiyoruz. Pandemi sonrası ülkemiz ve dünyada oluşan ekonomik koşulları göz önüne aldığımızda en azından gençlere bu hakkı tanımamız gerektiğini düşünüyoruz.”

“CEP TELEFONUNDA UYGULANAN 5.000 TL TAKSİT KISITLAMASININ 15.000 TL OLARAK ESNETİLMESİNİ TALEP EDİYORUZ”

Vatandaşların teknolojiye ulaşmasının kolaylaşması için taksit kısıtlamasının esnetilmesi gerektiğini savunan Nimet Melis Yıldız, “Vatandaşlarımız, özellikle gençlerimiz taksit kısıtlaması ve yüksek vergilerden dolayı tercih etmedikleri ve ihtiyaçlarını karşılamayan teknolojiyi almak zorunda kalmaktadır. Aldıkları ürünler ihtiyaçlarını karşılamayınca, tekrar birçok şeyden tasarruf ederek tercih ettikleri ürünleri almak durumunda kalıyorlar ya da kayıt dışına yönelmek mecburiyetinde kalıyorlar. Bu durum sonuç olarak cari açığa neden olmaktadır. Bu sebeple cep telefonunda uygulanan 5.000 TL taksit kısıtlamasının 15.000 TL olarak esnetilmesini talep ediyoruz. Böylelikle her kesim taksitli cihaza ulaşacak, devletimizin kayıt dışılıktan doğan kayıpları son bulacaktır. Kayıt dışının son bulmasıyla birlikte oluşan kaynak ile gençlerimize ÖTV indirimi yaparak; sektörümüz, vatandaşımız ve ülkemize katkı sunmuş olacağız.” dedi.

“CEP TELEFONU İTHALATINI BASKILAMAK İÇİN UYGULANAN KARARLAR VATANDAŞLARIMIZI KAYIT DIŞINA YÖNLENDİRMEKTEDİR”

Cep telefonu ithalatını baskılamak için uygulanan kararların daha çok kayıt dışına yönlendirdiğini belirten Nimet Melis Yıldız, “Mobil iletişim sektörü vatandaşımızın hayatına direkt dokunan, ülke ekonomisine ve gelişimine ciddi katkıları olan bir sektördür. Bu nedenle cari açık oluşturan sektör olarak değerlendirilmemizin sığ bir düşünce olduğunu savunuyoruz. Bu bakış açışı ile değerlendirmenin birçok faydadan yoksun kalmamıza sebep olduğunu gözlemliyoruz. Toplam ithalatın %1’ini dahi oluşturmayan cep telefonu ithalatını baskılamak için uygulanan kararlar daha çok kayıt dışı gibi alternatif kanallara vatandaşımızı yönlendirmekte ve teknolojiye ulaşımını zorlaştırarak mağduriyetlerine sebep olmaktadır. Ayrıca cari açığı engellemek için alınan kararların sahada aksine arttırdığı sonuçlar karşımıza çıkmaktadır.” şeklinde konuştu.

“MOBİSAD OLARAK GÖREV ALMAYA VE DESTEK OLMAYA HAZIRIZ”

“Vatandaşlarımızın teknolojiyi efektif kullanabilmeleri için teknolojiye ulaşımının kolaylaştırılmasını talep ediyoruz. Ekonomik koşulları da değerlendirdiğimizde %30 üzerinde tahmin ettiğimiz kayıt dışılığın önlenmesi, Devletimizin zarar görmemesi ve 800 bin dolaylı istihdam sağlayan bir sektöre nefes olması için taleplerimizin uygun görülmesini istirham ediyoruz.” diyen Nimet Melis Yıldız sözlerini şöyle noktaladı:

“Bizler her şeye rağmen aynı özveri ve sorumluluk ile sektörümüzün ülkemize olan katkısını artırmak için gayret ile çalışmaya ve hükümetimize gerekli bildirimleri yapmaya devam ediyoruz. İvedilikle bu sorunların ortadan kalkması için taleplerimizin değerlendirilmesini ve ilgili uygulamaların hayata geçirilmesini rica ediyoruz. MOBİSAD olarak bu konuda görev almaya ve destek olmaya hazırız.”

Okumaya Devam Et

Trendler