Connect with us

Aktualite

“HER 8 KADINDAN BİRİNİN PENÇESİNE DÜŞTÜĞÜ BİR HASTALIK”

Tıbbi onkoloji uzmanı Prof. Dr. Emel Sezer, her 8 kadından birinin meme kanserinin pençesine düştüğünü ve yakın gelecekte her 5 kadından birinin kapısını çalacağını söyledi.

Published

on

Bugün artık erken teşhisle meme kanserinden kurtulma ihtimalinin yüzde 95’e kadar çıktığını vurgulayan Sezer, “Korkmayın, ertelemeyin. Ertelediğiniz her hafta, her gün belki de ömrünüzden birkaç senenin gitmesine yol açıyor” dedi.

Dünyada ve Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanser tipi olan meme kanseri, bugün artık yeni ve modern tedavi yöntemleriyle tamamen ortadan kaldırılabiliyor. Ancak, buradaki en önemli koşul, erken teşhis. Uzmanlar, kadınlara çekincelerinden ve korkularından sıyrılıp, meme kanseri taraması yaptırmaları çağrısında bulunuyor.

“Her 8 kadından birinin pençesine düştüğü bir hastalık”

Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emel Sezer, meme kanserinin belirtileri, riskleri, tedavi yöntemleri ile uyarı ve önerilerini İHA muhabirine anlattı. “Meme kanseri her 8 kadından birinin pençesine düştüğü bir hastalık maalesef ve yakın bir gelecekte de her 5 kadından birinin kapısını çalacak gibi görünüyor” diyen Prof. Dr. Sezer, sadece 2019 yılında tüm dünyada yaklaşık 2 milyon, Türkiye’de ise 36 bin kadının meme kanseri tanısı aldığının altını çizdi. Sezer, bu nedenle meme kanserinin çok önemli bir sağlık sorunu olduğunu vurguladı.

“En önemli belirtisi, memede ele gelen kitle veya sertlik”

Meme kanserinin, meme dokusunu oluşturan hücre gruplarının kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkan bir hastalık olduğunu dile getiren Sezer, meme kanserinin en önemli belirtisinin memede ele gelen kitle veya sertlik olduğunu kaydetti. Sezer, “Kadınlarımız hemen korkmasın; her memede ele gelen kitle meme kanseri anlamına gelmiyor ama memede son zamanlarda olmayan, hızla büyüyen kitlelerde özelikle hastalarımızın doktora başvurmalarını istiyoruz. Meme başında diğer memeye göre daha önceden olmayan bir çekinti, meme başında kızarıklık, memede kanlı akıntı, meme dokusunda portakal kabuğu görüntüsü veya meme cildinde herhangi bir çekinti olması durumunda da hastalarımızın doktora başvurmalarını istiyoruz. Meme kanserinde erken teşhis hayat kurtarır. Bu şikayetler olmadan, 40 yaşından itibaren düzenli olarak kadınlarımızın meme kanseri taraması için mamografi kontrollerine gelmelerini öneriyoruz” diye konuştu.

“Geç menopoz meme kanseri için önemli bir risk faktörüdür”

Meme kanserinin her kadını yakalayabileceğini belirten Sezer, meme kanserinde değiştirilebilir ve değiştirilemez risk faktörleri olduğunu söyledi. Sezer, değiştirilemez risk faktörlerini şöyle sıraladı:

“İlerleyen yaşla beraber meme kanseri ihtimali artar. Genetik sebeplerle ortaya çıkan meme kanseri oranı yüzde 10 civarında. Hastaların yanıldıkları en önemli nokta; ailede hiç meme kanseri olmayınca sanki meme kanseri olmayacaklarmış gibi düşünürler ama aslında bize başvuran hastaların çoğu ailedeki ilk meme kanseri vakası. Erken menarş, geç menopoz risk faktörüdür. Toplumumuzda geç menopoza girmek sevilir ama aslında geç menopoz meme kanseri için önemli bir risk faktörüdür. Hiç emzirmemiş olmak yine meme kanseri açısından risk faktörüdür.”

Değiştirebilir risk faktörlerinin başında ise sigara ve tütün alışkanlıklarının geldiğini ifade eden Sezer, “Ayrıca obezite, özellikle bel ve kalça çevresindeki genişlik, fiziksel olarak inaktif bir hayat sürmek, hiç spor ve egzersiz yapmamak da meme kanseri açısından önemli risk faktörlerini oluşturur” şeklinde konuştu.

“Ülkemizde meme kanseri yaşı gittikçe gençleşiyor”

Meme kanserinin daha çok 50 yaşından, özellikle de menopozdan sonra ortaya çıkan bir kanser tipi olduğuna işaret eden Sezer, “Ama ülkemizde batı toplumlarının aksine meme kanseri yaşı gittikçe gençleşmektedir. Artık 20-25’li yaşlarda da meme kanseri vakalarımız var. Menopozdan önce çıkan hastalarda kalıtsal olup olmadığını belirlemek için mutlaka genetik testlerin yapılmasını öneriyoruz” ifadelerini kullandı.

“Erkek meme kanseri geç teşhis ediliyor”

Meme kanserinin erkeklerde de görülebildiğini kaydeden Sezer, her 200-300 meme kanserli kadına karşılık bir tane de erkek meme kanseri ile karşılaştıklarını söyledi. Sezer, “Erkek meme kanserlerindeki sıkıntı, maalesef erkek meme kanseri hastaları daha geç doktora gidiyorlar, çünkü memede bir kanser olabileceği akıllarına gelmiyor. O yüzden erkek meme kanseri maalesef biraz geç teşhis ediliyor” dedi.

“Mamografi kanser yapmaz”

Kadınların bazı çekinceleri ya da davranış biçimlerinin meme kanserini erken evrede yakalama şanslarını azalttığına dikkat çeken Sezer, “En önemli faktörlerden birisi, ailede meme kanseri yoksa kadınlar biraz daha rahat davranıyorlar ve tanıyı geciktiriyorlar. İkinci önemli faktör de ‘mamografi kanser yapar’ düşüncesi. Aslında mamografi kanser yapmaz ama menopozdan önce çok sık yapılması durumunda meme dokusuna hasar verebilir. Uygun koşullarda yapıldığı takdirde bir mamografinin yaydığı radyasyon 6-8 saatlik uçak yolculuğunda aldığımız radyasyona benzerdir. Mamografi, ‘acı veren bir teknik’ olarak algılanabilir, fakat yararları tartışılmaz. Ayrıca, daha önceden fibroadenom ya da fibrokistik hastalığı olan hastalar, özellikle meme dokusundaki değişiklikleri bazen fark edemeyebiliyor ya da eski kitlesi olarak yorumluyor, daha geç doktora gidiyor. Önemli bir konu da hala meme dokusunun toplumumuzca tabu olarak görülmesi; hala doktora gitmede, memesini göstermede kadınların maalesef sıkıntı çekiyor olması. Bu da maalesef bizim erken teşhis yöntemimizi oldukça geciktiriyor. Korkmamak ve ertelememek gerekiyor” diye konuştu.

“Erken teşhisle bu hastalıktan kurtulma ihtimali yüzde 95’e kadar çıkabiliyor”

Meme kanseri erken teşhis edildiğinde hastaların kurtulma ihtimallerinin yüzde 90-95’e kadar çıkabildiğini belirten Sezer, “O yüzden erken teşhis çok önemli. Erken teşhiste çok yeni ilaçlarımız ve tedavi yöntemlerimiz var. Cerrahi teknikler değişti, artık bekçi bezi örneklemeleriyle kadınlar lenf ödem sorunlarıyla daha az karşı karşıya geliyorlar. Radyoterapi tekniklerinin değişmesiyle de daha doğru dozda daha güvenli alanlara radyoterapi yaklaşımları var. İleri evre aşamada gelen hastalarımızda da artık yaşam sürelerini 5,5-6 yıla kadar uzatma şansımız oldu. Çok yeni akıllı ilaçlar, kişiye özgü tedaviler, immünoterapi yaklaşımları meme kanserinde aktif olarak kullanılmaya başlandı. Artık meme kanseri Avrupa ve Amerika’da otoriteler tarafından kronik hastalıklar kapsamına alındı. Yani artık ‘meme kanseri oldum’ diye karalar bağlamamamız gerekiyor. Erken teşhiste bu hastalığı tamamen yenebiliyoruz” ifadelerini kullandı.

“Koronadan korkup kanserin geç teşhisine yol açmayalım”

Kemoterapi sürecinde olan hastaların korona virüs sürecinde de mutlaka tedavilerine uzman hekimlerin gözetiminde devam etmelerini isteyen Sezer, kontrol döneminde olan hastaların ise kontrollerini ertelemelerinin kanserin tekrarlamasının geç yakalanmasına neden olduğu uyarısını yaptı. Hiç tanı almamış, düzenli kontrollere giden hastaların korona virüs korkusuyla hastaneye gitmemelerinin de bir diğer sorun olduğunu vurgulayan Sezer, erken teşhis için gereken mamografi tetkiklerine de devam etmelerini önerdi. Kemoterapisi tamamlanan hastalarda bağışıklık sistemini güçlendirmek için mutlaka takip edildikleri tıbbi onkoloji uzmanınca pnömokok (zatürre), grip gibi aşılarının yapılmasını öneren Sezer, çeşitli vitaminler ve bitkisel ilaçların korona virüse karşı bir koruyuculuğu olmadığı uyarısında bulunarak, şunları söyledi:

““Bu tür ilaçları doktorların haberi olmadan kullanmamalarını öneriyoruz. Sonuç olarak korona döneminde koronadan korkup kanserin geç teşhisine yol açmayalım, çünkü korona virüste şu an kadınların kanserlerinin, hatta erkek kanserlerinin de geç teşhisinin en önemli faktörü gibi karşımıza çıkıyor.”

“Ertelediğiniz her hafta, her gün belki de ömrünüzden birkaç senenin gitmesine yol açıyor”

Mersin’de erken teşhis oranlarının Türkiye’nin gerisinde olduğunu da vurgulayan Sezer, “Biz hala üçüncü evrede doktora başvurabiliyoruz. Maalesef Mersin meme kanserinde ileri evrede başvurunun yüksek olduğu şehirlerden biri. Hastalara, korkmamalarını, ertelememelerini, çünkü yeni tedavi yöntemleriyle erken teşhisle meme kanserinden tamamen kurtulmanın artık çok yüksek bir ihtimal olduğunu hatırlatmak istiyoruz. Ertelediğiniz her hafta, her gün belki de ömrünüzden birkaç senenin gitmesine yol açıyor” dedi.

Aktualite

GÜLTAK: “ENGELLEMELERE RAĞMEN HALKIMIZA HİZMET VERECEĞİZ”

Mersin’in merkez ilçe Akdeniz Belediye Başkanı Mustafa Gültak, “Belediye başkanı olarak beni çalıştırmamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Fakat özellikle mecliste karşılaştığımız engellemelere rağmen Akdeniz’e ve halkımıza hizmet vermeye, ilçemizi değiştirirken, vatandaşlarımızın refah ve mutluluğunu da yükseltmeye devam edeceğiz. Çünkü yatmak için değil, çalışmak ve hizmet üretmek için göreve geldik” dedi.

Published

on

Mahalle ve esnaf buluşmalarını sürdüren Akdeniz Belediye Başkanı Mustafa Gültak, son olarak Turgut Reis Mahallesini ziyaret etti. Mahalleye yapılan ve yapılacak olan hizmetleri anlatan Gültak, mahalle sakinlerinin de taleplerini dinledi. Başkan yardımcıları, meclis üyeleri ile birim müdürlerinin de katıldığı ziyarette söz alan Turgut Reis Mahallesi Muhtarı Ahmet Eldeniz, birkaç gün önce açılışı gerçekleştirilen mahalle kültür ve sanat evi için Başkan Gültak’a teşekkür etti.

“KÜLTÜR SANAT EVİMİZ TURGUT REİS’E ÇOK YAKIŞTI”

Akdeniz’in limanı, serbest bölgesi, ticari ve ekonomik değerleriyle Mersin’in en önemli ilçesi olduğunu belirten Gültak, “Böyle bir ilçede yaşamak güzel olduğu kadar, böyle bir ilçeyi vatandaşlarımızla birlikte yönetmek, değiştirip güzelleştirmek ayrıca gurur verici” ifadelerini kullandı. Turgut Reis Mahallesinin yıllarca ötelendiğini ve el değmediğini vurgulayan Gültak, “Tabi uygun yer bulmak ve düzenlemek de kolay değil. Ama ne yaptık ettik, güzel bir mekan bulduk. Muhtarımız da destek oldu. Güzel bir kültür ve sanat evine çevirdik. Kadınlar, gençler ve çocuklarımız için ideal bir mekan oldu. Merkezin arka bahçesine şimdi bir sundurma da yapacağız. Yaz, kış kullanılabilecek gölgelik bir alan kazandıracağız. Bahçeye bir oyun parkı da kurulacak. Böylelikle anneler kültür evinde hem dikiş, nakış, takı tasarım becerileri kazanacak, okuma-yazma öğrenecek veya spor yapabilecek, hem de çocuklarıyla oyunlar oynayabilecek. Belki biraz geç kalındı ama bu merkezimiz Turgut Reis’e, kadınlara ve gençlerimize çok yakıştı” diye konuştu.

12’İNCİ KÜLTÜR VE SANAT EVİ HUZURKENT’TE

Akdeniz Belediye Başkanı Gültak, Akdeniz’e 12’inci kültür ve sanat evini Huzurkent bölgesine açacaklarını da kaydetti, tadilat, alt ve üstyapı çalışmalarının çok yakın süre içinde biteceğini ifade etti. Gültak, “Burada bulunan 2 binamızdan biri kadınlar için mesleki beceri eğitimi aldıkları kültür sanat evi, diğeri çocuklarımız için kreş hizmeti verecek. Bu merkezlerimiz sayesinde, yıllardır eve kapanıp sıkılan kadınlar ve çocuklarımız artık rahat bir nefes alabiliyor” şeklinde konuştu. Başkan Gültak, belediye binası yanında bulunan Kadın Emeği Diyarının, kültür sanat evlerinde üretim yapan kadınların hizmetinde olduğunu söyledi, ürettiklerini satmak isteyen kadınları davet etti.

  ETÜT MERKEZİNDEN YENİ DÖNEMDE BİN ÖĞRENCİ FAYDALANACAK

Başkan Gültak, belediyenin ücretsiz sunduğu eğitim desteği sayesinde, geçen yıl Amasya Tıp Fakültesini kazanan İclal Kurt ile bu yılki YKS sayısalda 543 puanla Türkiye 496’ncısı ve Akdeniz birincisi olan 75. Yıl Fen Lisesi öğrencisi Deniz Barçatayın örneklerini verdi, öğrencileri online eğitim akademisi ve üniversite hazırlık kursu veren etüt merkezinden faydalanmaları çağrısı yaptı. “Daha önce Akdeniz Belediyesinin, özellikle çocuklarımızın geleceğine yönelik böyle önemli hizmetleri yoktu” diyen Gültak, metropol gökdelen binasında bulunan etüt merkezinden geçen dönem 400 öğrencinin faydalandığını, yeni dönemde bu sayıyı bine çıkaracaklarını anlattı.

“ONKOBÜS HİZMETİ VEREN BAŞKA BELEDİYE YOK”

Akdeniz Belediyesinin, kanser tedavisi gören, kemotarapi alan hastalara sağladığı ücretsiz onkobüs hizmetine de değinen Gültak, “Tedavi gören hasta vatandaşımızı ve refakatçisini evinden servisle alıyor, Tıp Fakültesi veya Şehir Hastanesine ulaştırıyoruz. Tedavisinden sonra hastayı tekrar alıp evine bırakıyoruz. Mersin’de, vatandaşlara bu hizmeti sunan başka bir belediye yok” dedi.

  YERİNDE KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİ DEVAM EDECEK

Yılmaz Güney Gençlik Merkezi yenileme projesinde sona yaklaştıklarını belirten Gültak, Barış Mahallesi yerinde kentsel dönüşüm projesinin de hızla sürdüğünü ve 6’ncı katların yükseldiğini söyledi. Gültak, “Seneye inşallah Barış Mahallemizde yükselen güvenli ve modern konutları hak sahiplerine teslim edeceğiz. 415 konut, 50’nin üzerinde dükkan, cami, 800 metrelik bir kültür merkezi, sosyal tesisler. Bittiğinde göreceksiniz, harika yerler olacak. Şimdi hedefimizde Bahçe ve Turgut Reis mahallerimiz var. Bu 2 mahallenin projeleri şu an bitti. Yeni dönemde seçilip tekrar göreve gelmemiz halinde, Çay ve Barış’ın ardından Bahçe, Turgut Reis, Çilek ve 5-6 mahallemizde daha yerinde kentsel dönüşüm projesini başlatacağız. Çünkü hep vurguladığım üzere, Akdeniz ve Mersin’in kurtuluşu ancak kentsel dönüşüm projeleri ile mümkün olabilecektir” diye konuştu.

“KENTSEL DÖNÜŞÜMDEN KORKMAMAK LAZIM”

Başkan Gültak, Akdeniz ilçesinde yer alan bir mahallede, uzmanlar ve yetkililerce yapılan inceleme ve testler sonucu yıkılma riski taşıdığı tespit edilerek valilik emriyle geçen hafta boşaltılan bir apartman örneğini verdi, kentsel dönüşümün aciliyetine bir kez daha dikkat çekti. Binada yaşayanların otellere yerleştirildiğini de kaydeden Başkan Gültak, Mersin’de ömrünü tamamlamış yüzlerce yapı olduğuna değindiği açıklamasında, Çay ve Barış mahallelerinde vatandaşların projeye büyük ilgi gösterdiğini anlattı, “Kentsel dönüşümden korkmamak gerekir” ifadelerini kullandı.

“BİZLER ÇALIŞMAK İÇİN GELDİK, YATMAK İÇİN DEĞİL”

Akdeniz’de barışı, kardeşliği, eşitliği, güven ve toplumsal huzuru yeniden tesis ettiklerini vurgulayan Gültak, ilçe sakini vatandaşların refah seviyesini daha da arttırmak için mücadele ettiklerini söyledi. Başkan Gültak, sözlerini şöyle sürdürdü; “Akdeniz’de son dönemde en büyük sıkıntımız asfalt. Meclisimizden borçlanma yetkisini aldık. Arkadaşlarımız şu an çalışıyor. Bir ay sonra para elimize geçer diye düşünüyorum. Hızlı bir şekilde asfalt işine girişeceğiz. Fakat vatandaşlarımız da mecliste görüyor, bizim çalışmamamız için her şeyi yapıyorlar. Biz Büyükşehir Belediyesine borçlanma yetkisi veriyoruz, onlar vermiyor. Eğitimle ilgili bir tahsis yapalım diyoruz, ‘yapamazsın’ diyorlar. Belediye başkanı olarak beni çalıştırmamak için, vatandaşa hizmet verememem için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu bir şikayet değil. Ben yine de hizmet veriyorum. Fakat bu kez zaman geçiyor, enerjimizi de gereksiz konulara harcamak zorunda kalıyoruz. Halbuki meclisin görevi, halkın lehine olan her şeye yardımcı olmaktır. Bu tür sıkıntılar yaşıyoruz ancak çözüyoruz. Akdeniz’in değişim ve dönüşümü, Akdeniz halkının da refahı, huzuru ve mutluluğu için çalışmaya devam edeceğiz. Akdeniz halkı her şeyin en güzeline layıktır. Haftanın 4 günü halkımızın içindeyiz. Çünkü bizler çalışmak için geldik, yatmak için değil.”

Okumaya Devam Et

Aktualite

BEYAZ İNCİRİN FİYATI BİR HAFTADA 24 LİRADAN 10 LİRAYA DÜŞTÜ

Mersin’in Mut ilçesinde bir hafta önce 24 liradan satılan beyaz incirin kilosu 10 liraya düştü.

Published

on

Mut Ziraat Odası Başkanı Hıdır Kar, son bir hafta içinde incirin kilosunun 10 liraya kadar düşmesinin üreticiyi hayal kırıklığına uğrattığını belirterek, fındık gibi ürünlere getirilen taban fiyat uygulamasının kayısı, zeytin ve incir gibi meyvelere de getirilmesini istediklerini söyledi. Kar, “İncirin kilosu 24 liradan satılıyordu, 1 hafta sonra 10 liraya kadar düştü. Bu fiyatın aniden düşüşü neden kaynaklanıyor bilmiyoruz. Üreticilerimiz zor durumda. Bu market zincirleriyle üreticilerin arasındaki makası daraltmamız lazım” dedi.

Fiyatlara sessiz kalan üreticiler, artık inciri yaşken satmak yerine kurutarak kilosunu 100 ila 120 lira arasında satmayı düşündüklerini söylediler.

Tüccarlar ise fiyat düşüşünün kendilerinden kaynaklanmadığını, Ankara halinde komisyoncuların fiyat düşüşü yaptıklarını ifade ettiler.

Okumaya Devam Et

Aktualite

DANA SUCUĞUNDAN TAVUK ETİ ÇIKTI

Mersin’in Tarsus ilçesinde yapılan gıda denetiminde etiketsiz dana eti olarak satışa sunulan 10 kilogram sucuğun içerisinde tavuk eti olduğu ortaya çıktı.

Published

on

Tarsus Belediyesi Zabıta ve Sağlık İşleri Müdürlüğü ekipleri, gıda üretimi ve satışına yönelik yaptıkları denetimde Ergenekon Mahallesi’nde etiketsiz olarak satılan dana etinden sucuklara el koydu. Serolojik analiz incelemesi sonucunda dana eti olarak piyasaya sunulan sucuğun tavuk eti içerdiği ortaya çıktı. Bu ürünlerin satışıyla alakalı gerekli incelemeyi yapan ekipler, vatandaşa da gerekli bilgilendirmeyi yaptı. Yetkililer, ilçede denetimlerin aralıksız süreceğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Trendler