Connect with us

Alışveriş

ŞIK GÖRÜNÜM VE YÜKSEK FONKSİYONALİTENİN BULUŞTUĞU AKSESUAR: DALIŞ SAATLERİ

İlk bakışta şık tasarımlarıyla ilgi çeken dalış saatlerinin ardında aslında çok daha fazlası var. Dalış saatlerinin prestijli görünümlerinin arkasında yatan hayat kurtarıcı sayılabilecek özelliklerini ve 1950’lerden günümüze kadar olan değişimlerini bu yazıda editörümüz Burak Yavuz’dan dinliyoruz.

Published

on

İlk bakışta şık tasarımlarıyla ilgi çeken dalış saatlerinin ardında aslında çok daha fazlası var. Dalış saatlerinin prestijli görünümlerinin arkasında yatan hayat kurtarıcı sayılabilecek özelliklerini ve 1950’lerden günümüze kadar olan değişimleri.

Su geçirmezlik veya suya dayanıklılık; işte bütün mesele bu! Söz konusu elektronik aletler olduğunda şimdilerin en hararetli karşılaşmalarına sahne olan bir konu olan suya dayanıklılık; elektronik dünyasında önemsenen bir özellik olmadan çok daha önce saatçilerin çözmeye çalıştığı ve aslına bakılırsa oldukça da başarılı olduğu- alanlardan bir tanesiydi.

Dalış saati olarak sınıflandırılabilmesi için gerekli temel özellikler;

Suya dayanıklı saat ile dalış saati ayrımını doğru yapmak biraz mühim. Bir saatin dalış saati olarak sınıflandırılabilmesi için gerekli temel özellikler; suya dayanıklılık (resmi olarak genel kabul minimum 100 metre), bu suya dayanıklılığı güvene alabilmek için vidalı tepe, zamanı doğru tutabilmek için tek tarafa dönen bezel, düşük ışıklı ortamda görünürlüğün sağlanabilmesi için karanlıkta parlayan imleçler, asgari manyetizma ve darbeye dayanıklılık olarak sıralanabilir. Yine de bu özelliklerin ilki ve üstünde en çok durulanı suya dayanıklılıktır.

Suya dayanıklı kasaya sahip saatler 1920’lerde ortaya çıkmış ve 1930’larda Panerai askeri dalgıçlar için zaman ölçerler üretmiş olsa bile, profesyonel anlamda bir dalış enstrümanı sayılabilecek dalış saatlerinin çıkışı 1950’li yıllara dayanmaktadır. Takvimler 1953 yılını gösterdiğinde, dönemin iki büyük markası Rolex ve Blancpain, sırasıyla Submariner ve Fifty Fathoms modelleriyle bugünkü modellerine oldukça benzer tarzda dalış saatlerini piyasaya sürdüler. 1955’te ise saatçiliğin büyük markalarından Omega da Seamaster koleksiyonunu tanıtarak oyuna dahil oldu. 1957 yılına gelindiğindeyse Breitling, o dönem için (deneysel modeller hariç) rekor sayılabilecek 200m su geçirmezliğe ve dalış esnasında sualtında geçirilen zamanı tutarken bir hataya mahal vermemek adına kilitlenebilir hareketli bezele sahip Superocean modelini piyasaya çıkardı.

DNA’yı taşıyan bir koleksiyon olarak markanın dalış saatleri konusundaki tecrübesini sembolize ediyor.

Günümüzde markanın Superocean Heritage serisi, bu mirası ve DNA’yı taşıyan bir koleksiyo olarak markanın dalış saatleri konusundaki tecrübesini sembolize ediyor. Benzer şekilde Submariner, Fifty Fathoms ve Seamaster da halihazırda üretimdeki koleksiyonlar ve 50’lerde ortaya çıkan DNAlarını kaybetmeden tasarım dillerini geliştiriyorlar. Ayrıca TAG Heuer Aquaracer koleksiyonuyla dalış saatlerinin modern bir yorumunu yaparken Bell&Ross Diver’s koleksiyonundaki dalış saatleriyle denizaltı konsollarındaki kare derinlik ölçer tasarımını kullanıyor.

Hiçbir ekipmanda gerçek anlamda su geçirmezlik ten bahsetmek mümkün değildir. Bunun nedeni ise bir ekipmanın suya dayanıklılığını ölçme yönteminin sabit bir durumda değil değişen su basıncına göre yapılması prensibine dayanır. Ortam basıncı en genel itibariyle atmosferik basınç (atm) birimiyle ölçülür ve deniz seviyesinde ortam basıncı 1 atm’dir. Bu basınç atmosferdeki tüm havanın herhangi bir cisim üzerine uyguladığı kuvvet temel alınarak hesaplanmıştır. Denizin altına indikçe de her 10 metrede 1 atm artış gözlemlenir.

Deniz seviyesinde sabit 1 atm basıncı da hesaba katarsak, suyun altında 20 metre derinlikte ortam basıncı 3 atm’ye eş olacaktır. Örneğin 100 metre derinlikte ise bu basınç (1 atm havadan, 10 atm sudan) toplam 11 atm’dir. Diğer birçok ekipman gibi saatlerin basınca dayanıklılığı da atm cinsinden veya aynı hesabı geriye doğru yaparak metre cinsinden (ki bu metre ilgili atm değerinin görüleceği derinliği işaret eder, örneğin kadranında 300 m yazan bir saat görürseniz bu 31 atm basınca dayanıklı olduğunu belirtir) ölçülebilir. Bu sebeple suya dayanıklılık ölçümün yapıldığı derinliğe göre değişkenlik gösterdiği için tam bir su geçirmezlik sonsuza giden bir skalada mümkün değildir. Bir ekipman ancak belli bir derinliğe kadar suya dayanıklı olabilir.

Kaynak: gq.com.tr

Okumaya Devam Et
Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aktualite

MERSİN 6. KİTAP FUARI KAPILARINI AÇTI

Mersin 6. Kitap Fuarı, Vali Ali İhsan Su ve Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in da katıldığı törenle ziyaretçilerine kapılarını açtı.

Published

on

Yenişehir Fuar Merkezi’nde düzenlenen ve 20-28 Kasım tarihleri arasında ziyaretçilere açık olan fuarın açılış törenine milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, il müdürleri ile sivil toplum kuruluş temsilcileri ve çok sayıda kitapsever katıldı. 200 yayın evinin yer aldığı fuarın açılış töreninde konuşan Vali Ali İhsan Su, kitap fuarlarının kentlerin tanıtılmasında önemli rol oynadığını söyledi. Mersin’de her alanda çok güzel faaliyetlerin icra edildiğini dile getiren Vali Su, bilgiye sahip olmanın ve bilgi üretmenin önemine işaret etti.

“BİLGİYE ULAŞMANIN BİR YOLU DA OKUMAKTAN GEÇİYOR”

Çağın bilgi çağı olduğunu, bilgiye ulaşmanın bir yolunun da okumaktan geçtiğini vurgulayan Vali Su; “Okuyan insanın dünyası gelişiyor, ufku açılıyor, hayalleri artıyor. Başkalarının hayal dünyasına okumakla girebiliyorsunuz. Okumak bize sadece geçmişi veya bugünü anlama değil aynı zamanda da gelecek tasavvuru da kazandırıyor. ‘Geçmişten ibret almazsa kişi, geleceğe ibret olmaktır işi’ sözünü unutmamak lazımdır. Geçmişi okuyan, günümüzü okuyan bir kişi geleceği de iyi tasavvur ederek ufkunu ona göre düzenler. Aslında ülkelerin geleceği bir anlamda bu açıdan baktığımızda okuyan, düşünen, tasavvur eden, tefekkür eden ve buna göre fikir üreten yeni ufuklar açan insanlara aittir. Bu anlamda okuma alışkanlığı kazandıran, yaygınlaştıran bu kitap fuarları çok önemlidir. Ayrıca fuarların kitapseverleri ve yazarları bir araya getirerek onları buluşturması yönünden de önemi vardır” dedi.

Vali Ali İhsan Su sözlerinin sonunda fuarın hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür ederek, Mersin’e ve kitapseverlere hayırlı olmasını diledi.

“OKUMAYAN, ÖĞRENMEYEN TOPLUMLARDA SAVAŞ BİR TÜRLÜ DİNMİYOR”

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ise hayatta en önemli noktalardan birinin bilgi sahibi olmak olduğunu söyledi. Bilgiye ulaşmanın yolunun da okumaktan geçtiğini ifade eden Seçer, “Hayatta edindiğim deneyimlerden yola çıkarak şunu öğrendim; hayatta en büyük silahınız bilginiz. Ne kadar bilgili bir bireyseniz, insansanız, sorunların üstesinden o kadar rahat gelebiliyorsunuz. Çalıştığınız alanla ilgili ne kadar çok bilgiliyseniz o kadar çok başarılı oluyorsunuz. Bu toplumlar için de böyle. Okumayan, öğrenmeyen, eğitim almayan toplumlar sömürge olarak kalıyor ve o toplumlarda savaş, kargaşa, gözyaşı, toz bulutu, ateş, duman bulutu bir türlü dinmiyor. Onun için bilgi; bilgi edinmek için de bir çok faktör gibi en önemli faktör okumak” diye konuştu.

“OKUMUYORSANIZ HAYAL DE KURAMAZSINIZ”

Kitap okumanın hayal dünyasını geliştirdiğine değinen Başkan Seçer, “Okumak insanı bilgilendirir güzel ama bir diğer özelliği de eğer okumuyorsanız empati kuramazsınız, hayal kuramazsınız, matematiği, kimyayı, fiziği, edebiyatı asla iyi anlayamazsınız. Öğretmenlerimiz; ‘ne kadar çok okursanız, pozitif bilimlerde de o kadar başarılı olursunuz’ derdi. Ben bu anlayışla her zaman, hayatımın her noktasına okumayı koydum ve kendimi iyi hissettim” ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından, Vali Ali İhsan Su ve beraberindekiler tarafından kurdele kesilerek fuarın açılışı gerçekleştirildi. Açılış töreni sonrasında fuarda yer alan stantları gezerek görevlilerden kitaplar hakkında bilgi alan Vali Su, fuarı ziyaret eden kitapseverlerle de bir süre sohbet etti.

Okumaya Devam Et

Aktualite

MUT ZEYTİNYAĞI, FRANSA VE JAPONYA’YA GÖNDERİLMEYE BAŞLANDI

Türkiye’nin zeytin ve yağı üretim merkezlerinden biri olan Mersin’in Mut ilçesinde ürünler Fransa, Japonya ve Birleşik Arap Emirliklerine gönderilmeye başlanırken, hedefin yağın eczanelerde de satılması olduğu belirtildi.

Published

on

Türkiye’de ilk zeytin hasadının gerçekleştirildiği Mersin’in Mut ilçesinde 300 bin dekar zeytin bahçelerinde çiftçi sistemine kayıtlı yaklaşık 12,5 milyon zeytin ağacı varlığı bulunurken kayıtsızlarla beraber 15 milyon zeytin ağaç varlığı olduğu tahmin ediliyor. Hasadın sürdüğü ilçede bu yıl tahmini rekoltenin 160 bin ton civarında, zeytinyağında ise 15 bin ton olmasının beklendiği belirtildi. Ege Bölgesi’nde üründe verim ve kalite sorunu yaşanırken, bu yıl özellikle Mut’taki yüksek rekolte beklentisinin tüccarın ilçeye ilgisini arttırdığı ve dalında satıldığı öğrenildi. İlçe Tarım ve Orman Müdürü Ekrem Bayır, Türkiye’nin zeytinyağı üretiminin yüzde 14’ünü tek başına Mut’un karşıladığını, verim artışıyla rakamın bu yıl daha da yükseleceğini söyledi.

İlçe Tarım ve Orman Müdürü Ekrem Bayır, “Dünyada zeytin hasadının ilk yapıldığı bölge olan Mersin’in Mut ilçesinde iklim şartları nedeniyle haşere ya da zararlı problemi de yaşanmıyor. İlçemizde 700 bin dekar tarım arazisi mevcut olup bunun 300 bin dekarı zeytin alanlarımızdır. Çiftçi kayıt sistemine kayıtlı yaklaşık 12,5 milyon zeytin ağaçlık varlığımız var. Kayıtsız zeytin ağaçlarımızla beraber ilçemizde 15 milyon zeytin ağaç varlığımız vardır. 2021 yılında tahmini rekoltemiz 160 bin tondur. Zeytinyağında da rekoltemiz 15 bin ton diye tahmin etmekteyiz” dedi.

“Ortadoğu üzerinden dünyaya zeytin Mut üzerinden yayılmıştır”

İlçenin Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı üretim merkezlerinden biri olduğuna dikkat çeken Bayır, “Yaklaşık 20 adet zeytinyağı fabrikamız, 11 adet zeytin işleme tesisimizle natürel organik üretim yapmaktayız. İlçemizin sahip olduğu mikro klima iklim sayesinde gerek zeytin zararlarının gerekse mikro klima avantajımızın etkisiyle kimyasal kullanmadan zeytin ve zeytinyağı üretmekteyiz. Mut ilçemizde zeytincilik yüzyıllar öncesine dayanmaktadır. Bunun en bariz örneği de Haydar Mahallemizdeki bin 300 yıllık zeytin ağacımız bulunmaktadır. Dolaysıyla Ortadoğu üzerinden dünyaya zeytin Mut üzerinden yayılmıştır. Geçimli Mahallemizdeki tarihi kayıtlarından da anlaşıldığına göre Mut’ta üretilen zeytin ve zeytinyağları komşu illere gönderildiği ticaretin yapıldığı bahsedilmektedir. Mut zeytin ve zeytinyağımızın iklimsel avantajıyla kaliteli natürel organik üretimin avantajıyla yurt içine ve yurt dışına satışı yapılmaktadır. Yakın zamanda gerek Fransa’ya, gerek Japonya ya, gerek birleşik Arap emirliklerine ilçemizde ihracat yapan firmalarımız bulunmaktadır” diye konuştu.

Mut zeytinyağının peroksit değerinin 8-9’larda olmasıyla raf ömrünün peroksit avantajıyla daha uzun olduğunu ve içeriği sağlık bileşenlerinin sayesinde natürel organik ve polifonik miktarı olarak dünya piyasalarında ön plana çıktığına dikkat çekti.

“Mut Zeytinyağının eczanelerde satışı hedefleniyor”

Hedeflerinin ilerleyen yıllarda Mut zeytinyağının yarım litrelik ambalajlarda eczanede satımı için çapa sarf ettiklerini dile getiren Bayır, “Burada biz kanser tedavisinde kullanılan sağlık bileşenleri olferonla normal marketlerdeki zeytinyağında 150 milyon civarındayken bizim Mut zeytinyağımızda 300-400-500 miligram gibi yüksek polifonike sahiptirler. Ayrıca ilçemizde salamura dediğimiz zeytin üretim tesislerimiz bulunmaktadır. Burada da kaliteli bir şekilde üretimlerimiz yapılmakta gerek iç piyasaya gerek dış piyasaya arz edilmektedir. İlçemizde üretilen natürel sofralık zeytinlerimizin yağlık zeytin fiyatımız 4,5 ile 5 liradan alımı başlamaktadır. Sofralık zeytinlerimizin de üst sınırı 15-16 numarasına göre fiyat şekillenmiştir. Dolaysıyla kaliteli ürün ürettiğimiz için Egeli tüccarlarımız olsun ilçemize yoğun miktarda gelmektedirler. Buradan alım yapmaktadırlar. Kabala bahçe satın almaktadırlar. Bu da Mut zeytin ve zeytinyağının her zaman kalitesini ön plana çıkaran reklamını da yapmış bulunmaktayız. Zeytinyağımızın fiyatı da 35 liradan fabrikaların alımıyla başladı. Bir buçuk ay sonra 45-50 lira bandında satılacağı günleri de göreceğiz. Günden güne zeytinyağı fiyatlarımızda yükselmektedir” diyerek sözlerini tamamladı.

Okumaya Devam Et

Aktualite

ERKEK GİYİMİN ÖNCÜ MARKALARINDAN PİSERRO, MERSİN’DE AÇILDI

“Akdeniz Şıklığı” sloganı ile Türkiye’de erkek giyimin öncü markalarından olan PİSERRO, Aslıhan Bolat öncülüğünde Mersin’de açıldı.

Published

on

Üniversite Caddesi’nde hizmete açılan PİSERRO’nun açılış törenine aralarında Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, MTSO Başkanı Ayhan Kızıltan, Mezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan, MTSO Meclis Başkanı Hamit İzol, Mersin Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Gülcan Kış, MESİAD Başkanı Hasan Engin’in yanı sıra Mersin sosyal yaşam ve iş dünyasının önemli isimleri katıldı.

PİSERRO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Kısakürek mağaza açılışında yaptığı konuşmada; “Kahramanmaraş merkezli firmamız, 600 kişilik üretim ekibi ile günlük 1.200 takım elbise, 1.700 gömlek üretimi ile ülkemizin erkek giyiminde önemli firmalarından bir tanesi. Bende huzurlarınızda Aslıhan Bolat ve ekibine böyle güzel bir yerde mağazamızı açtığı için teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Açılış programında konuşma yapan Aslıhan Bolat ise; “PİSERRO mağazasını Mersin’de açmaktan gurur duyuyorum. Bu gururu benimle paylaştığınız için sizlere ayrı ayrı teşekkür ederim. PİSERRO markasını buraya kazandıran asıl sahibi Uğur Kısakürek, benim heyecanıma heyecan katmamı sağladı. Hepinizin huzurunda kendisine teşekkür ediyorum” dedi.

Açılış töreni kurdele kesimi ve toplu fotoğraf çekimi ardından, kokteyl eşliğinde devam etti.

Okumaya Devam Et

Trendler