Connect with us

Aktualite

“SÖZ KONUSU NÜKLEER OLUNCA, KORKU KÖTÜ BİR KILAVUZ”

Avrupa Birliği Brexit ve Euro Bölgesi Politika Analisti, Open Europe Düşünce Kuruluşu’nun Brüksel Ofisi Başkanı Pieter Cleppe, Avrupa’da nükleer santrallerini kapatma kararı ile sosyal, çevresel ve ekonomik ağır maliyetlerle karşı karşıya kalan Almanya dahil, pek çok ülkede nükleer santrallerin kapatılma kararlarının sorgulanmaya başladığını söyledi.

Published

on

Avrupa Birliği Brexit ve Euro Bölgesi Politika Analisti, Open Europe Düşünce Kuruluşu’nun Brüksel Ofisi Başkanı Pieter Cleppe, Avrupa’da nükleer santrallerini kapatma kararı ile sosyal, çevresel ve ekonomik ağır maliyetlerle karşı karşıya kalan Almanya dahil, pek çok ülkede nükleer santrallerin kapatılma kararlarının sorgulanmaya başladığını söyledi.

Uluslararası Atom Enerji Ajansı’na göre şu anda dünyada 30 ülkede 441 adet nükleer güç reaktörü elektrik üretiyor. İngiltere, Fransa, Japonya, Hindistan, İngiltere, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri, Finlandiya, Birleşik Arap Emirlikleri, Rusya ve Türkiye’nin de aralarında yer aldığı 19 ülkede 54 reaktörün inşaat çalışmaları da devam ediyor.
Rusya Devlet Atom Enerjisi Kurumu Rosatom tarafından Mersin’de kurulacak Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) ile birlikte nükleer santral sahibi olmak için ilk adımını atan Türkiye’de, nükleer yerine yenilenebilir enerjinin tercih edilmesi, Avrupa’nın nükleer enerjiden vazgeçtiği gibi değerlendirmeler, nükleere muhalefet edenlerin en fazla dile getirdikleri konular arasında yer alıyor. İngiltere’nin yeni nükleer santral inşa kararı, Belçika’nın nükleer santralleri kapatma kararından vazgeçebileceği, AB üyesi Polonya’nın 6 nükleer reaktör inşa etme planı, Çek Cumhuriyeti ile birlikte politik olarak nükleer enerjiyi savunmaları, çok sayıda bilim insanının iklim değişikliği mücadelesinde ‘nükleersiz olmaz’ değerlendirmeleri gibi çok sayıda gelişme, Avrupa’da ibrelerin nükleer enerji lehine dönmeye başladığına işaret ediyor. Korona virüs salgınında, enerji ihtiyacında güvenilir kaynaklara duyulan gereksinim ise uzmanların üzerinde durduğu önemli konulardan biri.

AB’deki hava değişiyor

Avrupa Birliği Brexit ve Euro Bölgesi Politika Analisti olan, Washington Mülkiyet Hakları İttifakı(PropertyRightsAlliance) üyesi, Open Europe Düşünce Kuruluşu’nun Brüksel Ofisi Başkanı olarak görev yapan Pieter Cleppe, Avrupa’da nükleer santrallerini kapatma kararı ile sosyal, çevresel ve ekonomik ağır maliyetlerle karşı karşıya kalan Almanya dahil, pek çok ülkede nükleer santrallerin kapatılma kararlarının sorgulanmaya başladığını vurguladı.
AB politikalarına ilişkin görüşlerin dile getirildiği EURACTIV Platformu’nda bir analiz yayınlayan Cleppe, nükleer tartışmaların seyrinin değiştiğine dikkat çekerek, “Covid-19 krizinin her Avrupa ülkesini kendi araçlarıyla nasıl baş başa bıraktığı göz önüne alındığında, Fransa veya diğer komşularının enerjisine bel bağlamak, AB ülkeleri için çekici bir deneyim olmayabilir” dedi. Cleppe, aralık ayında, AB liderlerinin nükleer enerjinin AB’nin ekonomisini 2050 yılına kadar karbon-nötr hale getirme çözümünün bir parçası olacağı konusunda anlaştıklarını hatırlatarak, “Bu durum Almanya, Avusturya ve Lüksemburg gibi ülkeler tarafından da desteklendi. Elektriğinin yüzde 60’ını nükleerden sağlayan Fransa her durumda taraftardı. Medyada bile artık her gün kıyamet günü değil. Michael Moore’un güneş panelleri ve yel değirmenlerinin sorunlarını ortaya koyan yeni belgeseli, belgeselleri bilimsel olarak sağlam olmasa bile farklı bir bakış açısı oluşturabilir. Ayrıca, düşük karbon ayak izi nedeniyle Brüksel veya Paris gibi şehirlerde nükleer enerji için kampanya yürüten ‘nükleer gurur’ aktivistlerinin kampanyalarına tanık olmak da ilginç. Nükleer tartışmalarda karar değişimi memnuniyetle karşılanmaktadır. Nükleer enerji savunucuları da kendilerini açmalı ve eski nükleer santralleri kapatmaya karşı çıkmamalıdır. Ana mesele, gerek İngiltere gerekse Belarus’ta yeni santral inşa etmeyi reddetmemektir” ifadelerini kullandı.

“Kıyaslamayı doğru yapın”

Cleppe’e göre, nükleere muhalefet edilirken öne sürülen tipik argümanlar duygusallık yoğun ve mantıkla bağdaşmıyor. Rakip teknolojilerle ilgili kıyaslamalarda da dürüst davranılmadığını kaydeden Cleppe, şu değerlendirmeyi yaptı; “Nükleer enerji, karbon ayak izine bakıldığında kömür ve gazı açık ara farkla yener. Yenilenebilir enerjinin güvenilirlik eksikliği de belgelenmiş bir konudur. Tabii sorunlar burada bitmiyor. Güneş panelleri ve rüzgar türbinleri üretmek tehlikeli maddeler de gerektirir ve ortaya çıkan atığın yönetimi büyük bir sorundur. Bu sorun, bu enerji kaynaklarının tamamen olmaması gerektiği anlamına gelmez. Ancak daha dengeli bir değerlendirme birçok dezavantajlarının düzgün bir şekilde üstesinden gelinebilecektir.”

“Korku kılavuzluk etmemeli”

Belirli nükleer projelere karşı maliyet verimliliği, özel güvenlik önlemleri veya çevresel ayak izi gibi konuların sorgulanabileceğini ancak genelleme yapmanın yanlış olduğunu belirten Cleppe, “Korkunun kılavuzumuz olmasına izin verirsek dünyadaki yeniliklere ulaşmak mümkün olmayacak. Neyse ki, nükleer tutumda pozitif bir değişiklik görülüyor. Ancak eski korkular da devam ediyor” diye konuştu.

Teknolojik gelişme ile nükleer gücün karşılaşabileceği zorlukların üstesinden gelebileceğine dikkat çeken Cleppe, “Microsoft’un kurucusu Bill Gates, geleneksel reaktörlere göre daha düşük sıcaklıkta çalışan ve Çernobil tipi bir kazaya karşı savunması daha güçlü bir tesis tasarımı ortaya koydu ve güvenli nükleer atık depolama için iddialı çözümler geliştiriliyor. Hatta ilerde daha temiz enerji üretmek için nükleer atıkların kullanıldığını da görebiliriz” yorumunda bulundu.

“Nükleer karşıtlığı, pop kültürü ile pekiştiriliyor”

Cleppe, ‘Çernobil’ mini dizisiyle de nükleer enerjiye karşı tutumların pop kültürü ile pekiştirildiğini ifade ederek, şunları dile getirdi; “Fransız EDF şirketi tarafından İngiltere’nin doğu kıyısında yeni bir büyük nükleer santral inşa etme planları, İngiltere’nin nükleer enerji konusundaki tartışmalarına yeni bir boyut kazandırdı. Tesis, Birleşik Krallık elektriğinin yaklaşık yüzde 7’sini sağlayacak olsa bile, yerel konseyler ve aktivistler muhalefet içinde örgütlenmeye başladılar. Bir kampanya grubu projenin ‘insanların düşünecek çok fazla şeylerinin olduğu bir zamanda kaygıyı artıracağını’ savundu. Nükleer enerjiye karşı genel tutum, 1986 felaketiyle ilgili sahte iddialar, Dünya Sağlık Örgütü’nün verileriyle sıkı bir şekilde çelişen ‘Ukrayna ve Belarus’ta kanser oranlarında çarpıcı bir artış’ iddiası, HBO’nun mini dizisi ‘Çernobil’ ile pop kültürü ile pekiştirildi. Diziyi yapan Craig Mazin, ‘Çernobil’in dersinin modern nükleer gücün tehlikeli olduğu anlamına gelmediğini, alınan dersin yalan söylemenin, kibrin ve eleştirinin bastırılmasının tehlikeli olduğunu vurguladı. Ancak felaketin verdiği zararı aşırı derecede abartmanın bu mesajı sağlayıp sağlamadığı sorusunun cevabı ortada kaldı.”

Daha güvenli teknoloji

Endişelerin düşünmeden reddedilmemesi gerektiğinin altını çizen Cleppe, var olan gerçeklere göz ardı edilmesinin doğru olmadığını belirtti. Pieter Cleppe, nükleer enerjiye duygusal ve bazen mantıksız bir yaklaşım gösteren sadece Batı Avrupa’nın olmadığını, Litvanya Hükümetinin de 2012 yılında halk referandumu sonunda Vilnius nükleer santral projesini rafa kaldırdıktan sonra komşu Belarus’taki Astravets nükleer enerji projesine karşı da sert bir kampanya yürüttüğünü, AB’ye de projeye karşı ağırlığını koyması konusunda baskıda bulunduğunu vurguladı. AB üye ülkelerinin üst düzey nükleer politika yetkililerinden oluşan Avrupa Nükleer Güvenlik Düzenleyicileri Grubu’nun (ENSREG), Astravets nükleer güç istasyonuna ‘genel olarak olumlu’ bir inceleme sunduğunu, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın da pozitif değerlendirmede bulunduğunu ifade etti. Beyaz Rusya’nın nükleer projesinde üçüncü nesil basınçlı su reaktörleri (PWR) kullanılacağını söyleyen Cleppe, PWR reaktörlerinin Fransa’da 60 yılı aşkın bir süredir güvenli bir şekilde faaliyet gösterdiğinin altını çizdi.
Cleppe, bu reaktörlerin nükleer muhalefetin argümanları arasında ilk sıralarda olan Çernobil veya Fukuşima’da kullanılan reaktör teknolojilerinden belirgin şekilde farklı olduğuna kaydederek, “En son nesil PWR’ler, özellikle önceki afetlere neden olan faktörleri ele alan güvenlik önlemleri ile donatılmıştır. Belarus’ta kullanılan reaktörlerin aynısı Finlandiya’ya kurulacak ve burada çok daha az yaygara kopacak. Litvanya’nın Astravets projesindeki büyükelçisi Darius Degutis bile bu reaktörlerde kullanılan teknolojinin ‘sağlam ve istenilen durumda’ olduğunu ve bu reaktörlerin sertifikalı olup, ‘Finlandiya ve Macaristan gibi AB ülkelerinde’ kullanıldığını kabul etti” şeklinde değerlendirme yaptı.

“NGS’lerin kapatılma kararı sorgulanıyor”

Nükleer lehine daha olumlu bir manzara ortaya çıktığına değinen Cleppe, nükleer santrallerin kapatılma kararlarının da sorgulandığına dikkat çekti. Fukuşima nükleer felaketinden sonra nükleer enerjiyi tamamen ortadan kaldırmaya karar veren Almanya’da da fikirlerin değişmeye başladığını vurgulayan Cleppe, şöyle devam etti;

“Aralık ayında, Angela Merkel’in yönetimdeki CDU (Hristiyan Demokrat Birliği)’nun enerji sözcüsü milletvekili Joachim Pfeiffer, Almanya için ‘nükleer enerjiden vazgeçmenin yanlış olduğunu’ açıkladı. Politikaya karşı kanıtlar belirginleşti. 2019 Enerji Geçiş Endeksi’nde Almanya, yüksek elektrik fiyatları sıralamasında yer alan toplam 115 ülke arasında 113. sırada, kömürden elektrik üretimi açısından da 96. sırada yer aldı. Bu durum ne baskı altındaki tüketiciler ne de iklim aktivistleri için kutlama yapacak bir neden oluşturmuyor. 2018’de elektriğinin yüzde 39’unu nükleer enerjiden üreten Belçika’nın da yaşlanan nükleer santralleri kapatma kararı ile ilgili olarak büyük bir ‘U dönüşü’ yapılması bekleniyor. Uzmanlar, ülkenin enerjik kimya endüstrisi için kısa süre önce İngiltere kimya firması INEOS tarafından multi milyar Euro’luk bir etan gazı çöktürücüsü projesi için Anvers limanında büyük bir yatırım yapıldığını, enerji kesintilerinin endişe verici olabileceğine karşı uyardılar. Çoğu siyasi parti de artık enerji arzı açısından sürdürülebilir alternatiflerin olmadığını fark ediyor.”

Aktualite

MERSİN’DE KİRA GELİRİ POTANSİYELİ OLAN KONUTLARA SIKI TAKİP

Mersin’de Hazine ve Maliye Bakanlığının kira geliri potansiyeli olan konutların tespiti için başlattığı çalışmalar sürüyor.

Published

on

Kira gelirlerinin vergi dışı bırakılmasının önüne geçilmesi amacıyla başlatılan çalışma kapsamında, vergi dairelerince, belirlenen adreslere tebligat gönderiliyor. Tebligat alarak vergi dairelerine başvuran kiracılardan gerekli bilgiler talep edilerek elektronik ortama aktarılıyor. Kontrollerin ardından beyannamelerinde uyumsuzluk olan ve hiç beyanname vermeyen mükelleflere yönelik yasal işlem başlatılacağı öğrenildi.

Mersin Emlakçılar Odası Başkanı Mehmet Sinan Canpolat, kirada konutları olan mülk sahiplerinin gelir beyannamelerini mart ayında verdiğini söyledi. Kira gelir vergisi ile ilgili Maliye Bakanlığının çalışma başlattığını hatırlatan Canpolat, bu uygulamanın Mersin’de de gerçekleştirildiğini belirtti. Kent genelinde tebligatların dağıtılmaya başladığını ifade eden Canpolat, “Mart ayı sonunda verilecek kira beyannamelerin tespitiyle ilgili kentimizde de kiracılarımıza tebligatların geldiğini ve Vergi Dairesi Başkanlığı Gelir Denetim Koordinasyon Müdürlüğüne davet edildiklerini duyuyoruz. Kiracılara, ikamette kaç yıl oturdukları, ne kadar kira verdikleri, kira artışının ne kadar olduğu, bu ödemeleri hangi kanal aracılığıyla yaptıkları soruluyor” dedi.

“CEZAİ İŞLEMLE KARŞILAŞMAMAK İÇİN KİRA GELİR VERGİSİ BEYANNAMESİNİ ZAMANINDA VERİLMELİ”

Kendilerinin de sürece katkı sunduğunu dile getiren Canpolat, vergilerin devlet gelirlerinde vazgeçilmez bir kalem olduğunu vurguladı. Kirada konutu bulunan mülk sahiplerinin herhangi bir cezai işlemle karşılaşmamak için kira gelir vergisi beyannamesini zamanında vermesini öneren Canpolat, şöyle devam etti:

“Hükümetimiz her konuda ivedilikle çalışmalar yürütüyor. Maliye Bakanlığımız da kira gelir vergilerinin ödenmesi noktasında çalışmalarına hız verdi. Türkiye genelinde gerek meslektaşlarımızdan, gerek meslektaşlarımızın kiraya verdiği kiracılar aracılığıyla mülk sahiplerinin mart ayı sonunda ödenecek kira gelir beyannamesinin verilmesi noktasında her türlü platformu deniyorlar. Kirada konutu olan mülk sahiplerimizin de herhangi bir cezai işleme maruz kalmaması için Maliye Bakanlığımız ile görüşerek, onların da bilgisini alarak en azından bu konuda duyarlı olup işlemlerini yönetmeleri gerekiyor.”

“KONUTU OLAN EMEKLİLERE UYARI”

Emeklilerin vergi anlamında bazı konularda muaf olduğuna değinen Canpolat, “Biliyorsunuz emekliler bazı konulardan muaf. Normalde çevre temizlik vergisi, emlak vergisi noktasında emeklilerimiz bir dairesi olduğu zaman bundan muaf oluyorlar ve ödeme yapmıyorlar. Ama kira gelir vergisi beyannamesi ile ilgili diyalog halinde olsunlar. Çünkü böyle bir muafiyet yok. Böyle bir düşünceye kapılıp da sıkıntı yaşamamalarını belirtmek isterim” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et

Aktualite

KONUT SATIŞINDA DÜŞÜŞ DEVAM EDİYOR, YABANCILARA SATILAN KONUTLARDA MERSİN ZİRVEDEKİ YERİNİ KORUYOR

Türkiye genelinde konut satışları Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 17,8 azalarak 80 bin 308 oldu.

Published

on

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ocak ayı Konut Satış İstatistikleri’ni paylaştı. Buna göre, Türkiye genelinde konut satışları Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 17,8 azalarak 80 bin 308 oldu. Konut satışlarında İstanbul 13 bin 423 konut satışı ve yüzde 16,7 ile en yüksek paya sahip oldu. Satış sayılarına göre İstanbul’u 6 bin 709 konut satışı ve yüzde 8,4 pay ile Ankara, 5 bin 250 konut satışı ve yüzde 6,5 pay ile Antalya izledi. Konut satış sayısının en az olduğu iller sırasıyla 17 konut ile Ardahan, 38 konut ile Hakkari ve 40 konut ile Bayburt oldu.

 

İPOTEKLİ KONUT SATIŞLARI 5 BİN 915 OLARAK GERÇEKLEŞTİ

Türkiye genelinde ipotekli konut satışları Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 63,5 azalış göstererek 5 bin 915 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 7,4 olarak gerçekleşti. Ocak ayındaki ipotekli satışların bin 404’ü ilk el satış olarak gerçekleşti.

 

DİĞER SATIŞ TÜRLERİ SONUCUNDA 74 BİN 393 KONUT EL DEĞİŞTİRDİ

Türkiye genelinde diğer konut satışları Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8,7 azalarak 74 bin 393 oldu. Toplam konut satışları içinde diğer satışların payı yüzde 92,6 olarak gerçekleşti.

 

İLK EL KONUT SATIŞ SAYISI 25 BİN 263 OLARAK GERÇEKLEŞTİ

Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı, Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8,2 azalarak 25 bin 263 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışının payı yüzde 31,5 oldu.

 

İKİNCİ EL KONUT SATIŞLARINDA 55 BİN 45 KONUT EL DEĞİŞTİRDİ

Türkiye genelinde ikinci el konut satışları Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 21,6 azalış göstererek 55 bin 45 oldu. Toplam konut satışları içinde ikinci el konut satışının payı yüzde 68,5 oldu.

 

YABANCILARA OCAK AYINDA 2 BİN 61 KONUT SATIŞI GERÇEKLEŞTİ

Yabancılara yapılan konut satışları Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 50,5 azalarak 2 bin 61 oldu. Ocak ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 2,6 oldu. Yabancılara yapılan konut satışlarında ilk sırayı 747 konut satışı ile Antalya aldı. Antalya’yı sırasıyla 710 konut satışı ile İstanbul ve 211 konut satışı ile Mersin izledi.

 

ÜLKE UYRUKLARINA GÖRE EN ÇOK KONUT SATIŞI RUSYA FEDERASYONU VATANDAŞLARINA YAPILDI

Ocak ayında Rusya Federasyonu vatandaşları Türkiye’den 555 konut satın aldı. Rusya Federasyonu vatandaşlarını sırasıyla 208 konut ile İran, 127 konut ile Ukrayna, 99 konut ile Irak ve Kazakistan vatandaşları izledi.

Okumaya Devam Et

Aktualite

ÖZDEMİR: “ANA VATANI TÜRKİYE OLAN BAKLİYATTA ÜRETİMİ VE TÜKETİMİ MUHAKKAK ARTTIRMALIYIZ”

Ulusal Baklagil Konseyi ve Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir, bakliyat sahip olduğu özellikler nedeniyle en sağlıklı gıdalar arasında olduğunu söyledi.

Published

on

10 Şubat Dünya Bakliyat Günü Mersin’de etkinlikle kutlandı. Bir otelde gerçekleştirilen etkinlikte bakliyat ürünleri tanıtılırken, tamamı bakliyat ürünleri kullanılarak yapılan yemek menüsü de konuklara ikram edildi. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Ulusal Baklagil Konseyi ve Mersin Ticaret Borsası Başkanı Özdemir, sağlığın en büyük zenginlik olduğunu söyledi. Herkesin ortak arzusunun sağlıklı bir nesil yetiştirmek olduğunu dile getiren Özdemir, bunun ön şartının ise bilinçli beslenmek olduğunu, bilinçli beslenmenin de sağlıklı besinlerle olacağını ifade etti.

Bakliyatın sahip olduğu özellikler nedeniyle en sağlıklı gıdalar arasında yer aldığını ve diyet listelerinde başta geldiğini vurgulayan Özdemir, “Mersin Ticaret Borsası olarak bu anlamlı günü ülkemiz bakliyat ticaretini merkezi olan Mersin’imizde sizlerle birlikte kutlamayı bir görev bildik” dedi.

Dünyada 1 milyara yakın insanın yetersiz beslendiğini, 1,8 milyar insanın aşırı kilolu olduğunu vurgulayan Özdemir, şöyle devam etti:

“Bunun 850 milyonu obez, 530 milyon diyabet hastası var. Her yıl gerçekleşen ölümlerin yüzde 40’ı kalp damar hastalıkları ve kanserden kaynaklanıyor. Yaygınlaşan Amerikanvari ve fast food beslenme tarzı özellikle genç nesillerimiz için önemli bir risk oluşturuyor. Tüm bu sağlık sorunlarıyla mücadelede bakliyat en etkin besin kaynakları arasında gösteriliyor. Çünkü baklagiller, protein açısından zengindir, önemli bir lif kaynağıdır, temel vitamin ve mineralleri ihtiva eder, kolesterol bulunmaz, gluten içermez, anti alerjiktir. Diğer bir özelliği ise hayvansal protein içeren diğer gıdalara kıyasla daha uzun süre bozulmadan saklanabiliyor. Bir diğer özelliği de zengin olsun, fakir olsun, her sofranın gıdası olmasıdır. Et ve et ürünleriyle benzeri protein seviyesine sahiptir. Oysa fiyat olarak kıyaslandığında bakliyat çok daha ekonomiktir, porsiyon başına maliyeti düşüktür. Sağlıklı beslenmeye olan katkısı yönüyle de gelir seviyesi yüksek sofralar için vazgeçilmezdir.”

Bakliyatın insanlar için olduğu kadar toprak için de faydalı olduğuna işaret eden Özdemir, toprağa azot salgıladığından dolayı toprağı daha verimli hale getirdiğini belirtti.

“ANA VATANI TÜRKİYE OLAN BAKLİYATTA ÜRETİMİ VE TÜKETİMİ MUHAKKAK ARTIRMALIYIZ”

Dünyada bakliyat üretiminin son 35 yılda yüzde 70 artarak 96 milyon tona ulaştığına dikkati çeken Özdemir, Türkiye’de ise tersinin yaşandığını kaydetti. Türkiye’de 30-35 yıl önce 2,5 milyon ton bakliyat üretildiğini ve yarısının ihraç edildiğini vurgulayan Özdemir, “Şu an üretim hacmimiz 1 ila 1,3 milyon arasında dalgalanıyor. Yani 1990’lı yıllarda 2,5 milyon ton üretim yaparken nüfusumuz 54 milyondu. Şimdi nüfusumuz 85 milyon oldu, üretimimiz 1 milyona düştü. Anavatanı Türkiye olan bakliyatta üretimi ve tüketimi muhakkak artırmalıyız. Türkiye bir bakliyat ülkesi. Üretim kültürümüz var, ticaret kültürümüz var. Bu zenginliğimizi kaybetmemeliyiz” diye konuştu.

Kanada’da 3 milyon ton kırmızı mercimek üretilmesine karşın bir kilo dahi kırmızı mercimek tüketilmediğinin altının çizen Özdemir, Kanada’nın ihraç etmek için üretim yaptığını kaydetti. Mersin’de bakliyat eleme ve kırmızı mercimek kırmak için önemli bir kapasite olduğunu anlatan Özdemir, “O zaman üretmemiz lazım. Çünkü Türkiye’nin enteresan bir şekilde dışarıda pazarı da var. Hala biz Kanada’da mercimeği alıyoruz, burada kırıyoruz, üçüncü ülkelere satıyoruz. Bu bir yere kadar gider. Ama esas tercih ettiğimiz kendi üretimimizi yükseltmek, büyütmek. Bir de bu baklagillerin fasulye haricinde en büyük avantajı kıraç alanlarda yetişmesi. Büyük bir şey. 25 milyon dekar nadas alanı var, 20 milyon dekar ekilmeyen alan var. Bunların beşte biri ekilse şu andaki üretim bakliyatının iki misli üretiriz” ifadelerini kullandı.

“ÜRETİM ARZINDA GİDEREK BİR ARTIŞ SÖZ KONUSU”

Vali Ali Hamza Pehlivan da 10 Şubat Dünya Bakliyat Günü’nün önemine işaret ederek, tanıtımın olduğu kadar üretim, işleme, paketleme, pazarlama, pazara ulaştırma ve ihracat boyutunun da olduğunu söyledi.

Bakliyatın gıda ve beslenmedeki öneminden bahseden Pehlivan, “İnsan beslenmesinde bitkisel kaynaklı proteinlerin yüzde 22’sini bakliyat teşekkül ediyor. Gene karbonhidrat olarak da yüzde 7’ye tekabül ediyor. Tabii insan beslenmesi yanında hayvanların beslenmesi konusu da var. O konuda da gene yüzde 38 nispetinde bakliyattan nasipleniliyor. Gene yüzde 5 nispetinde karbonhidrat hayvan beslenmesinde de bakliyattan elde ediliyor” dedi.

Bakliyat denildiğinde fasulyeden nohuda, mercimeğe kadar birçok ürünün akla geldiğini ifade eden Pehlivan, şöyle devam etti:

“Ülke olarak bakliyatta biz de aslında azımsanmayacak boyutta üretim gerçekleştiriyoruz. Bu sene 1,3 milyona tona tekrar çıktı. Özellikle de nohutta üçüncü mercimekte de dünyada dördüncü sıradayız. Ürün arzında son 15-20 yılda veya 30 yılda belli bir gerileme olduğu kabul edilebilir, söylenebilir ama yine son yıllarda devletimiz, Tarım ve Orman Bakanlığımızın üretim politikaları çerçevesinde sağlamış olduğu teşviklerle 1 milyon tondan 1,3 milyon tona çıktı. Dolayısıyla üretim arzında giderek bir artış söz konusu.”

Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ise Mersin’in, Türkiye’nin bakliyat işleme, pazarlama ve ihracat konusunda en gelişmiş yerlerinden biri olduğunu söyledi. Bakliyat sektörünün kente büyük bir ekonomik hareketlik kazandırdığını vurgulayan Seçer, “Bizim bölgemizi ilgilendiren sektörün buradaki işleme kapasitesi ve ticaret kapasitesi. Mersin Limanı, şehrin lokasyonu, bir ticaret kenti olması, Doğu Akdeniz çanağından dünyaya açılma imkanının olması, kara yolu güzergahıyla da Arap Yarımadası’na, Orta Doğu ve Kafkaslar’a ticareti mümkün olması, bakliyat sektörünü burada özellikle 1980’li yıllardan sonra çok geliştirmiş” ifadelerini kullandı.

Türk yemek uzmanı ve yazar Sahrap Soysal’ın da katıldığı etkinlik sonunda, kum sanatçısı Ramazan Yumrutepe gösteri sundu.

Okumaya Devam Et

Trendler