Connect with us

Teknoloji

TÜRKİYE’NİN İLK YERLİ ENDÜSTRİYEL ENZİM FABRİKASI AÇILDI

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, açılışı gerçekleştirilen LIVZYM Biyoteknoloji fabrikasına ilişkin, “Bu fabrika sayesinde, yüzde 100 dışa bağımlı olduğumuz enzim ithalatını engelleyebileceğiz. Çok farklı enzimlerin ithalatına yılda 150 milyon dolar harcıyoruz. 5 senelik bir dönemde, kapasite artışıyla birlikte bu tutarın yüzde 90’ını ülkemizden karşılayabiliriz.” dedi.

Published

on

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, açılışı gerçekleştirilen LIVZYM Biyoteknoloji fabrikasına ilişkin, “Bu fabrika sayesinde, yüzde 100 dışa bağımlı olduğumuz enzim ithalatını engelleyebileceğiz. Çok farklı enzimlerin ithalatına yılda 150 milyon dolar harcıyoruz. 5 senelik bir dönemde, kapasite artışıyla birlikte bu tutarın yüzde 90’ını ülkemizden karşılayabiliriz.” dedi.

Bakan Varank, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile İstanbul Tuzla Deri Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) faaliyet gösteren, Afrika’dan Rusya’ya kadar bölgedeki ilk endüstriyel enzim fabrikası olan LIVZYM Biyoteknoloji’nin resmi açılışını gerçekleştirdi.

Açılışta konuşan Varank, “Bu fabrika sayesinde, yüzde 100 dışa bağımlı olduğumuz enzim ithalatını engelleyebileceğiz. Çok farklı enzimlerin ithalatına yılda 150 milyon dolar harcıyoruz. 5 senelik bir dönemde, kapasite artışıyla birlikte bu tutarın yüzde 90’ını ülkemizden karşılayabiliriz.” ifadelerini kullandı.

Sürecin 2013’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ülkemizde biyoteknoloji enstitüsü kurulması ve enzimlerin yerli imkanlarla üretilmesine ilişkin yapılan bir sunumla başladığını hatırlatan Varank, “LIVZYM girişiminin ilk temelleri 2014 yılında verdiğimiz KOSGEB destekleriyle atıldı. Zaman içinde önce Bezm-i Alem Üniversitesinde Yaşam Bilimleri ve Biyoteknoloji Enstitüsünü kurduk. Tersine beyin göçüne ev sahipliği yapan bu enstitü, kurulu altyapısıyla ülkemizi sağlık teknolojileri alanında üst seviyelere taşımayı amaçlıyor.” diye konuştu.

Varank, fabrikanın bugünlere gelmesinde öncelikli yatırım teşvikleri ile TÜBİTAK ve KOSGEB desteklerinin kritik bir rolü olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Biyoteknoloji, pek çok sektörde önemli etkiler oluşturan, yükselen teknolojilerden birisi. Nanoteknoloji, genetik ve malzeme alanlarıyla doğrudan ilişkili bir teknolojiden bahsediyoruz. Gıda, tarım ve hayvancılık alanındaki çıktıların yanı sıra, tıbbi, kimyasal ve çevre biyoteknolojileri de muazzam bir büyüme potansiyeli taşıyor. İlaç sektörünün geleceği de biyoteknolojide. Dünyada biyoteknolojik ilaçların kullanım oranı yüzde 30’a yaklaşmış durumda. Küresel Ar-Ge harcamalarından oldukça yüksek pay alan bu alanda, dünyada kıyasıya bir yarış var. Ülke olarak biz de biyoteknolojinin giderek artan öneminin farkındayız. Burada bütüncül bir yaklaşımı takip ediyor, Üniversitelere, araştırma merkezlerine ve firmalara çeşitli destekler sunuyoruz. Aynı zamanda bu alandaki nitelikli insan kaynağına yatırımı da çok önemsiyoruz. Bunun için, araştırma altyapılarını teşvik ediyor Uluslararası Lider Araştırmacılar ve Sanayi Doktora Programları gibi başlattığımız yenilikçi projelerle, güçlü bir temel oluşturmaya çalışıyoruz.”

“Yüzde 100 dışa bağımlı olduğumuz enzim ithalatı engellenebilecek”

Vizyoner politikalarından bir diğerinin Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi programı olduğunu kaydeden Varank, “Programda ilaç sektörünü öncelikli alanlardan birisi olarak kabul ettik. Hamle Programında tüm desteklerimizi uçtan uca yönetip, alıcı ve satıcıyı aynı anda teşvik ediyoruz. Kısaca özetlemeye çalıştığım tüm bu imkanların, sanayimize bugünkü gibi yenilikçi fabrikalar ve katma değer olarak dönmesi en büyük temennimiz.” dedi.

Varank, söz konusu tesise ilişkin, “İlk olarak şu kocaman biyoreaktörlere dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu biyoreaktörler aslında bu fabrikanın omurgaları. Reaktörlerin hepsini bizim mühendislerimiz tasarladı ve üretimi ülkemizde yapıldı. Bu Türkiye’de ilk defa oluyor. Böylece çok ciddi bir teknik birikim kazanmış olduk. Burası hiçbir danışmanlık alınmadan, tasarımdan kuruluma, biyoreaktör inşasından borulamaya kadar yerli imkanlarla tamamlandı.” şeklinde konuştu.

Bu özgün teknoloji birikiminin, istenilirse ihtiyacı olan yurt içindeki şirketlerle paylaşma imkanına da sahip olunduğunu kaydeden Varank, şöyle devam etti:

“Bu fabrika sayesinde, yüzde 100 dışa bağımlı olduğumuz enzim ithalatını engelleyebileceğiz. Fabrika ilk aşamada gıda güvenliğini odağına alarak un ve früktoz şurubu üretiminde kullanılan endüstriyel enzimleri tamamen yerli ve milli imkanlarla üretmeyi hedefliyor. Tek başına bu alanda Türkiye, yılda 30 milyon dolar ithalat yapıyor. Aldığım bilgilere göre, şu an nihai ürünlerin kalite test ve analizleri devam ediyor. Elbette sonuçlara bağlı olmakla birlikte, önümüzdeki hafta ilk satış gerçekleşebilir. Enzimde dışa bağımlılık azalıyor, ama aynı zamanda bu işin ihracat boyutu da var. Hatta bu ihracatın kilogram başına katma değeri üretilecek enziminin niteliğine göre 20 ile 100 dolar arasında değişiyor. Halihazırda ülkemizin kilogram başına ortalama ihracat katma değerinin sadece 1,4 dolar olduğunu hesaba katarsak. Yapılan işin ne kadar kıymetli olduğu net bir biçimde ortaya çıkıyor.”

“Kovid-19 platformunda 17 farklı proje yürütüyoruz”

Ürüne katılan değer arttıkça daha rekabetçi, daha vazgeçilmez ve daha zengin olunduğunu aktaran Varank, “Bu fabrikanın beni heyecanlandıran son özelliği, aşı ve ilaç üretimi alanlarında güçlü bir altyapıyı kazanmış olmamız. Gerekli çevresel tedbirleri ve sertifikasyonları almak kaydıyla, ihtiyaç halinde bu tesiste, yüksek montanlı aşı üretimi gerçekleştirilebilir.” ifadelerini kullandı.

TÜBİTAK çatısı altında kurulan Kovid-19 platformunda 17 farklı proje yürüttüklerini ifade eden Varank, “Bunların 8’i aşı, 9’u da ilaç geliştirme alanında. Gururla ifade edebilirim ki, yürütülen bu projelerde yurt dışında yapılan çalışmalardan hiçbir eksiğimiz yok. Bilakis fazlamız, yani hiçbir yerde denenmeyen yenilikçi yöntemlerimiz de var. Bu bir bilimsel yarış, kazananı zamanla göreceğiz. Ama Türkiye’nin gerek aşı gerekse ilaç alanında virüsle en iyi şekilde savaşan bir çözümü bulmasının önünde hiçbir engel yok.” diye konuştu.

Varank, şu an Ar-Ge’si büyük bir hızla devam eden projelerden bazılarına belki de açılışı yapılan bu tesisin seri üretim desteği vereceğini belirterek, şunları söyledi:

“Ülkemiz bu fabrikayla, kritik teknolojilerde rekabet gücümüzü artıracak çok önemli bir altyapıya sahip oldu. Burada yapılacak her üretim biyoteknoloji alanında yetkinliğimizi artırmanın yanında, 20-30 yıl sonrasının teknolojilerini de bugünden inşa edecek. Son 18 senede Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hayata geçirdiğimiz Ar-Ge ve reform paketleriyle güçlü bir ekosistem kurduk. Ekosistemin güçlenerek yoluna devam etmesi için imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız. Salgın boyunca güçlü yurt içi sanayimiz sayesinde, ihtiyaç duyulan her ürünü kolayca üretebildik. Bununla birlikte sağlık endüstrisinde yenilikçi ürünler geliştirerek küresel rekabette biz de varız dedik. Rekor sürede ürettiğimiz yerli yoğun bakım solunum cihazıyla, muadillerinden üstün bir ürünü piyasaya çıkardık. Tanı kitleri, aşı ve ilaç projelerimizle takip eden değil, takip edilen bir ülke haline geldik. İnşallah bundan sonraki dönemde de performansımızın üzerine koyarak devam edeceğiz.”

“Ar-Ge merkezleri ve teknoparklardaki çalışma uygulamasını temmuz sonuna uzatıyoruz”

Pandemiyle birlikte, girişim ekosistemini koruyan önemli adımlar attıklarını belirten Varank, “Bunlardan birisi de uzaktan çalışma imkanının getirilmesiydi. Ar-Ge merkezleri ve teknoparklardaki yüzde 50 uzaktan çalışma imkanı uygulaması mevcutta 30 haziranda bitiyordu. Bu uygulamayı temmuz sonuna kadar uzatıyoruz.” dedi.

Ekonomik göstergelerde güçlü bir canlanmaya şahit olunduğunu aktaran Varank, “Zorlu geçen nisan ayının ardından, mayıstan itibaren reel sektörden birbiri ardına güzel haberler gelmeye başladı. Haziran’da reel sektördeki canlanma hız kazandı. Bu ayın ilk 18 gününde sanayideki elektrik tüketimi, nisan ve mayısın aynı dönemini şimdiden geride bıraktı. İlk 18 günde OSB’lerdeki elektrik tüketimi, mayısa göre yüzde 26 arttı. Yılın ilk 5 ayında sanayi siciline 5 bin 547 işletme kaydoldu. Sadece OSB’lerde, ilk 5 ayda 520 yeni fabrika üretime geçti.” şeklinde konuştu.

Varank, yatırım talebinin de geçen seneye göre daha güçlü olduğunu belirterek, şöyle devam etti: “İlk 5 ayda 67 milyar liralık yatırım teşvik belgesi düzenledik. Bu yatırımlarla 110 bin vatandaşımıza yeni iş imkanları doğacak. Haziran ayında tüketici, sektörel ve reel sektör güven endeksleri güçlü bir yükseliş kaydetti. İmalat sanayisinde kapasite kullanım oranları arttı. Hedefimiz bu gidişatı kalıcı ve sürekli bir yapıya oturtabilmek. Avrupa’dan ve başlıca ihracat piyasalarımızdan gelen verilerde de toparlanma var. Dış piyasalardaki toparlanma bize sipariş artışı, talep artışı olarak dönecek. İşte bu koşulların devam etmesiyle de ekonomik canlanmanın daha da hızlanmasını ve yılın son iki çeyreğinde güçlü büyüme oranlarına ulaşmayı bekliyoruz.”

Kaynak: milliyet.com.tr

Dünyadan

İSTASYON MERSİN’İN AÇILIŞI GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Mersin Endüstriyel Tasarım ve KOBİ Danışmanlık Merkezi’nde (Atölye 1886) hayata geçen, ‘İstasyon Mersin’in açılışı Vali Ali İhsan Su’nun katılımlarıyla gerçekleştirildi.

Published

on

Açılışta yaptığı konuşmasında dünyanın çok hızlı bir değişim içerisinde olduğunu vurgulayan Vali Su, bu değişime ve gelişime ayak uydurmanın önemine işaret ederek, “Kodlama, yazılım, yapay zeka, dijitalleşme, yalın üretim, otomasyon gibi konuların her biri günümüzde çok önemli hale geldi” dedi.

Mersin genelinde her alanda gerekli çalışmaların sürdürüldüğünü ifade eden Vali Su, “Valilik olarak sektörlerimizle, odalarımızla, sivil toplum kuruluşlarımızla ciddi bir çalışma içerisindeyiz. Örneğin kentimizde Teknoloji Geliştirme Bölgemizde yapılan yazılımlar dünyaya pazarlanıyor. Girişimcilik Merkezimiz var. Tarımda da tarım teknoparkı kuruluyor. İnşaat aşaması 3 ay sonra bitecek. Organize Sanayi Bölgesi içerisinde Türkiye’de 3’ncüsü kentimizde kurulan model fabrika uygulamasını da başlattık” diye konuştu.

“Her sektörde ve alanda teknolojiyi yakalamak için gayret sarf ediyoruz ve sarf etmeye devam edeceğiz” diyen Vali Su, “Rekabetin çok yüksek olduğu bir dönemde kendimize yer açabilmek için bu çabayı göstermek zorundayız” ifadelerini kullandı. Vali Ali İhsan Su, konuşmasının sonunda İstasyon Mersin’in hayata geçirilmesinde emeği geçen herkese teşekkür ederek hayırlı olmasını diledi.

Mersin’deki farklı topluluklar, STK’lar, işletmeler, girişimciler ve gazeteciler için ortak bir çalışma ve bilgi paylaşım alanı olmayı hedefleyen İstasyon Mersin, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Milletlerarası Ticaret Odası (ICC), Habitat Derneği ve Mersin Ticaret ve Sanayi Odası iş birliği ile hayata geçiriliyor.

Okumaya Devam Et

Aktualite

AKDENİZ BELEDİYESİNDEN METAVERSE HAMLESİ; TÜRKİYE’DE BİR İLK

Akdeniz Belediyesi, Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan simülatörlü liman vinç operatörlüğü eğitimi ile Metaverse evrenine giriş yaptı. Eğitimde başarılı olan gençler, dünyanın bütün limanlarında geçerli olacak sertifika alacak. Akdeniz Belediye Başkanı Mustafa Gültak, “Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyoruz. Metaverse mantığını, Lojistik Mesleki Eğitim Merkezi Projesi ile yakaladık” dedi.

Published

on

Akdeniz Belediyesi, iki ayrı projeyi hayata geçirerek, gençlere yeni iş kapıları açtı. Toplam bütçeleri 4 milyon 400 bin lira olan ve Çukurova Kalkınma Ajansı (ÇKA) SOGEP kapsamında desteklenen iki proje ile engelliler de dahil işsiz gençlere başta lojistik olmak üzere Türkiye’de en çok ihtiyaç duyulan mesleklerde eğitim veriliyor. Uzun yıllardır atıl olan eski Tıp Fakültesi Hastanesi binasını ‘Proje Uygulama ve Eğitim Merkezi’ne dönüştüren Akdeniz Belediyesi, Lojistik Mesleki Eğitim Merkezi Projesi ve kurulan 4 atölyenin yer aldığı Akdeniz Mesleki Eğitim Atölyeleri Projesi ile hem işsiz gençleri meslek sahibi yapıyor hem istihdama katkı sağlıyor.

Akdeniz Belediye Başkanı Muhammet Mustafa Gültak, hayata geçirdikleri iki projenin uygulandığı atölyeleri gezerek, eğitim alan gençlerle bir araya geldi. Eğitmenlerden ve öğrencilerden bilgi alan Başkan Gültak, simülatör koltuğuna da oturarak, sanal evrende vinçle gemiden konteyner indirdi.

“TÜRKİYE’DE BİR İLK GERÇEKLEŞİYOR”

Başkan Gültak, simülatör odasında projelerin ayrıntılarını İHA muhabirine anlattı. Gültak, ÇKA destekli Lojistik Mesleki Eğitim Merkezi Projesinin, Akdeniz Belediyesinin yürütücülüğünde; Mersin Valiliği, Mersin Üniversitesi, Mersin Ticaret Sanayi Odası ile Mersin Uluslararası Liman İşletmeciliği A.Ş. (MIP) işbirliğiyle yürütüldüğünü söyledi. Mersin’in, Türkiye’nin en önemli lojistik kentlerinden biri olduğunu vurgulayan Başkan Gültak, “İhtiyaçları bildiğimiz için bu projeyi hazırladık. Şu an Türkiye’de bir ilk gerçekleşiyor.

Akdeniz Belediyesi, simülatörle sanal ortamda Metaverse mantığını şu anda yakalamış durumda. Daha millet bunu tartışırken biz bu projeyle Metaverse’ye başlamış olduk. Simülatörle dünyadaki tüm büyük limanlardaki devasa vinçleri kullanabilecek gençleri yetiştiriyoruz. Bu eğitim, 40 saat teorik, 100 saat pratik olmak üzere verilecek. Sonucunda eğitimini tamamlayan arkadaşlarımıza sertifika verilecek. 4 ayrı eğitim grubunda 80 gencimizi burada yetiştireceğiz. Türkiye’de bu işin sertifikasını veren bir kurum şu ana kadar yok, özellikle simülatörle yok. Burada alınan sertifika yurt dışında da geçerli olacağı için hem Türkiye içinde hem de yurt dışında bu alanda gençlerimizin iş bulmaları konusunda bizim bir sıkıntımız yok” diye konuştu.

“TAMAMEN METAVERSE’NİN UYGULANDIĞI BİR SİSTEM”

Şu anda Türkiye’de, bu şekilde simülatörle eğitimin ardından sertifika veren başka bir kurum olmadığını belirten Gültak, “Bu da Akdeniz Belediyesinin bir farkı olacak. Ayrıca, makine çok orijinal bir cihaz. Sertifikasyon noktasında sınavları yapan, çocukların ne kadar yetenekli olduklarını belirten ve aldıkları eğitimi ne kadar anladıklarını ve pratiğe uyguladıklarında ne kadar başarılı olduklarını gösteren bir cihaz. Yani aldığınız derslere çalışmazsanız, yeteneğiniz yoksa ve pratikleri yapamıyorsanız cihaz sizin bu sertifikayı almanıza izin vermeyecek. Dolayısıyla yapılan iş tamamen profesyonel ve tamamen sanal dünyada Metaverse’nin uyguladığı bir sistem” ifadelerini kullandı.

Hem Mersin Limanı hem Türkiye’deki bütün limanların yüksek kapasiteli vinçleri kullanabilecek insanlara ihtiyaçları olduğuna dikkat çeken Gültak, “Bu eğitimi bitiren gençlerimiz, iyi bir İngilizce de bilirlerse dünyanın her tarafında bu sertifikalarıyla limanlarda çalışabilecekler. 18-29 yaş arasındaki gençleri istihdam etmeye çalışacağız. Buradan mezun olanların en az yüzde 30 veya 40’ına Mersin ve Türkiye’de iş garantisi de hazır. Gençler, sertifikalarını aldıktan sonra ‘nerede iş bulabilirim’ demeyecekler. Bu sertifikanın böyle bir garantisi var” dedi.

“4 ATÖLYEMİZDE EN ÇOK İHTİYAÇ OLAN MESLEKLERDE EĞİTİM VERİYORUZ”

Akdeniz Mesleki Eğitim Atölyeleri Projesi kapsamında ise 4 atölye açtıkları bilgisini veren Gültak, bu atölyelerde de Autocad ve 3Ds Max, Grafik Tasarım ve Fotoğrafçılık, Ön Muhasebe ile Halkla İlişkiler eğitimleri verildiğini söyledi. Proje ortaklarının Mersin İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ile Mersin Üniversitesi olduğunu dile getiren Gültak, “18-30 yaş arası gençlere ve özellikle engelli kardeşlerimize sertifika vereceğiz. Ön muhasebe atölyemizde eğitimlerini tamamlayan gençlerimiz, Milli Eğitim Müdürlüğünün yapacağı bir sınav ile bu alanda usta öğretici olarak da çalışma imkanına sahip olacaklar” şeklinde konuştu.

Gültak, bu projede de İş Gücü Anketinde ilk 10’da yer alan, Türkiye’de en çok ihtiyaç duyulan meslekleri seçtiklerini ve 4 atölyede eğitimlerini başarı ile tamamlayan gençlerden 5’i engelli toplam 15 gencin istihdamını sağlayacaklarını söyledi.

İki projenin bütçelerine ilişkin de bilgi veren Gültak, “Lojistik projesi, ÇKA’nın destekleriyle birlikte 2 milyon 900 bin liralık bir proje. İkinci projenin ise 1 milyon 500 bin liralık bütçesi var. Bu projelerin hepsi hayata geçti ve dolayısıyla atıl olan bu bina hayata geçti, yıkılmaktan kurtuldu ve içinde de birçok alan var. Belediyemizin bazı müdürlüklerini de buraya getirerek hem bu binayı kurtardık hem de buraya gelen gençler, tıpkı hastane misyonunda olduğu gibi burada yeniden hayat bulup, dünyaya dağılıp iş imkanı bulacaklar” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et

Aktualite

MERSİN METROSU’NUN TEMELİ 3 OCAK’TA ATILIYOR

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in katılımıyla 3 Ocak’ta Mersin’in 100. kurtuluş yıl dönümünde Mersin Metrosu’nun temelini atacaklarını belirterek, “Mersin’de raylı sistemler dönemi başlayacak. Tüm halkımızla beraber bu önemli günde Mersin Metrosu’nun temelini atacağız” dedi.

Published

on

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Seçer, bir televizyon kanalının canlı yayınına katılarak, hizmetlerini ve projelerini anlattı. Özellikle pandemi sürecinde Millet İttifakı’na mensup belediyelerin halkın sorunlarına eğilen, onlarla hemhal olan sosyal belediyecilik anlayışıyla çalıştıklarını belirten Seçer, Cumhuriyet Halk Partili ya da Millet İttifakı’na mensup belediye başkanları ile Cumhur İttifakı’na mensup belediye başkanlarının imkanları bir olmadığını iddia etti. Seçer, “Biz şu anki mevcut yasalardan kaynaklı imkanlarımızla, gelirlerimizle vatandaşa hizmet götürmeye, yeni yatırımlar yapmaya, pandemi sürecinde bu yeni oluşan şartlarda onların hayatını kolaylaştırmaya, ekonomik krizde karnının açlığından kışın soğukta yakacak sorununa kadar her şeye yetişmeye çalışıyoruz” diye konuştu.

“BİR ENGELİ AŞIYORSUNUZ, KARŞINIZA FARKLI BİR ENGEL ÇIKIYOR”

Borçlanma yetkisi alma konusunda yaşanılan sıkıntılara da değinen Seçer, mahkeme sürecini anlatarak, “Siz mutlaka meclis olarak karar alabilirsiniz ama bu kararınızı keyfi olarak alamazsınız. Bir hukuki dayanağı olması gerekiyor. Siz belediye meclisi olarak idarenin yani belediyenin belde halkına götüreceği hizmetleri engelleyemezsiniz, onları erteletemezsiniz, bu kısıtlamayı yapamazsınız diye zaten mahkeme kararının gerekçesinde bunu açık seçik yargı yazmış. Biz böyle bir karar aldık biliyorsunuz. Geçtiğimiz haftalarda da meclisin gündemine taşıdık ve bunun uygulanması yönünde Meclis’ten karar çıkarttık. Eğer uygulanması yönünde olumlu karar çıkmasaydı, meclis görevini kötüye kullanmış olurdu. Bu anlamda tabi bir engeli aşıyorsunuz, karşınıza farklı bir engel çıkıyor. Şimdi yılın sonunda böyle bir kararı aldınız. Bu hafta sonu yeni yıla giriyoruz. Borçlanma yapamadık şu ana kadar” ifadelerini kullandı.

MERSIN BUYUKSEHIR BELEDIYESI’NCE KENTE KAZANDIRILACAK OLAN MERSIN METROSU HAT 1 DUZENLENEN TOPLANTIDA TANITILDI. FOTO: MERSIN, (DHA)

“3 OCAK’TA MERSİN METROSU’NUN TEMELİNİ ATACAĞIZ”

3 Ocak’ta Mersin’in 100. kurtuluş yıl dönümünde Mersin Metrosu’nun temelini atacaklarını duyuran Başkan Seçer, “Mersin’de raylı sistemler dönemi başlayacak. Hem partimizin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hem de İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, temel atma töreninde bizleri onurlandıracaklar. Tüm halkımızla beraber, Mersinlilerle beraber 3 Ocak’ta saat 15.00’te Cumhuriyet Meydanında Mersin Metrosu’nun temelini atacağız. Onun da Cumhurbaşkanlığı Strateji Daire Başkanlığında imzası nihayet çıktı. Şimdi Maliye ve Hazine Bakanlığı’nda. Orada bekliyoruz. İnşallah kısa sürede oradan da imzadan çıkar da bir an önce işlerimize başlarız. Ne kadar zaman yitirirsek maliyetler o kadar artıyor. Ne kadar zaman yitirirsek memleket hizmetten geri kalıyor ya da zaman yitirmiş oluyor” şeklinde konuştu.

Seçer, döviz kurlarında yaşanan dalgalanmaların hizmetlere yansıdığını sözlerine ekleyerek, “Bu yılın Mayıs ayında 87 yeni CNG’li otobüsü Mersin halkına kazandırdık. 152 milyon liraya aldığımız 87 otobüsü, aynı otobüsleri alsak emin olun ki 350 milyon liraya ancak alabileceğiz. Zaman yitirdiğiniz zaman sizin kesenizden çıkıyor. 1 liraya yapacağınız bir işi 3 liraya yapıyorsunuz. Zaman kaybı, ekonomik kayıp, parasal kayıp ve kaynak israfı. İnsanlar bizden hizmet bekliyor. Seri iş yapmamızı, seri hizmet götürmemizi bekliyor ama biz zorlanıyoruz” dedi.

Seçer, projelerin de hizmetlerin de devam edeceğini dile getirerek, “Elbette ki sıkıntılarımız, zorluklarımız olacak ama bunları aşacağız. Bu ülke bizim” diye konuştu.

Okumaya Devam Et

Trendler