Connect with us

Aktualite

“YAPAY GÜNDEMLERLE BİR YERE VARAMAYIZ GERÇEK GÜNDEM EKONOMİDİR”

Türkiye’nin gerçek gündeminin ekonomi olduğunu vurgulayan Kızıltan, günü kurtaracak, kısa vadeli çözümler yerine uzun vadeli planlamalar yapılması gerektiğini ifade etti.

Published

on

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Ayhan Kızıltan, Türkiye’de son dönemde ekonomide sıkıntılar yaşanmasına, dolar, euro kuru ile altın fiyatları giderek artmasına karşın, yapay gündemlerle uğraşıldığını söyledi. Türkiye’nin gerçek gündeminin ekonomi olduğunu vurgulayan Kızıltan, günü kurtaracak, kısa vadeli çözümler yerine uzun vadeli planlamalar yapılması gerektiğini ifade etti.

MTSO Başkanı Kızıltan, son dönemde dolar, euro ve altındaki yüksek artışların ekonomiye etkileri ve iş dünyasının beklentilerini İHA muhabirine anlattı. Ülkenin gerçek gündemi ekonomi olması gerekirken, yapay gündemlerle uğraşılmasını eleştiren Kızıltan, çözümün uzun vadeli gerçekçi planlar olduğunu söyledi.

“Türkiye, bir türlü ekonomisini rayına oturtamamış bir ülke”

Türkiye’nin yıllardır sürekli bir olağan, bir olağanüstü iniş çıkışlar yaşadığına işaret eden Kızıltan, “Türkiye, bir türlü ekonomisini rayına oturtamamış bir ülke. Ne yazık ki böyle. Bu da bizim özel sektörümüze bir dinamizm getiriyor, çünkü bu inişli çıkışlı ekonomik hayata alışık bir özel sektör var. Ama bu demek değildir ki, bu inişli çıkışlı yolda yürüyen, koşan özel sektör her seferinde fedakarlıklar yaparak, halkımız fedakarlıklar yaparak bu işlerin altından kalkılacak.

Ciddi önlemler, kısa vadeli, uzun vadeli, büyük, küçük, geniş çaplı planlamalar yapılmalı. Bu sadece hükümetin üzerine de bırakılacak bir konu değil. Hükümeti de sıkıştıracak, baskı altında tutacak bir durum değil. Hükümetin de böyle görmesi lazım. Bunun sadece kendisinin altından kalkabileceği bir durum olmadığını anlamalı. Bunu bir gurur meselesi yapmaması lazım. Oturup hep birlikte Türkiye ekonomisini stabil, kararlı hale getirebiliriz” dedi.

“Türkiye hep bir telaş içinde. Kısa vadeli çözümlere odaklanılıyor”

Ekonomide yaşanan sorunlara hep kısa vadeli çözümler getirilmesinin, günü kurtarmanın yarınları kurtarmaya yetmediğini ifade eden Kızıltan, “Son dönemde doların, euronun ve altın arttı; çekler, senetler ödenmiyor diye kısa vadeli çözümler üretmeye çalışıyoruz. Kamuoyu baskısı da hükümeti buna zorluyor. Hep kısa vadeli. 2018 Ağustos ayında döviz kurlarının fırlamasını hatırlarız.

İnşaat krizinin başlaması, ardından Covid-19 illetinin başlaması hep kısa vadeli, anlık çözümlere odaklanıldı. Tamam, bunlar yapılırken uzun vadeli planlar yapılmadı. Devletin imkanları çok geniş; kısa vadeli çözümlerle uğraşan ekip yanında uzun vadeli imkanlarla uğraşan bir ekip mutlaka olmalıdır.

Bunun üzerinde çalışmak gerekiyordu. O zaman da hep söyledik; ‘Kısa vadeli destekler verilip planlanırken bir yandan da ileriyi düşünerek uzun vadeli plan yapmak gerek’ dedik. Ama Türkiye hep bir telaş içinde. Siyasetten anlamadığımız için böyle. Bir taraf koz olarak görüyor, ‘hükümeti böyle alt edebilir miyiz’ diye, hükümet de ‘nasıl mücadele edebiliriz’ diye uğraşıyor” diye konuştu.

“Spekülatif hareketleri yapanlar engellensin”

Doların bu kadar artmasını, insanların ileriyi görememesi ve spekülatif hareketlere bağlayan Kızıltan, “Dolar artması ne demek? Paranız var ama bir takım nedenlerle ileriyi göremediğiniz, güvence olmadığı için para ile iş yapmak istemiyorsunuz. ‘Param nasıl erimesin’ diye düşünüyorsunuz. Ticaret yapsak paramız artacak ama ticaret yapmak için güven yok. Yatırıma yönelemeyince paradan para kazanma yoluna gidiyorlar. Bu konuda daha önce de Merkez Bankası yöneticileriyle görüştük. Döviz hareketlerini Türkiye’de kimler yapıyor bulunamaz mı? Bulunur. O zaman bulun. Bir bilgisayar tuşuna basarak kimler döviz hareketini yapıyor çok kolay ortaya çıkarılır. Paranın takibi çok kolaydır. Dünyada en kolay para takip edilebilir. Spekülatif hareketleri yapanlar engellenirse belki bir şeyler düzelebilir” ifadelerini kullandı.

“Artık ülke olarak gerçekçi politikalara yönelmeliyiz”

Spekülatif hareket edenlerin ortamdan faydalandıklarını, ortam hazır hale gelince de bu hareketleri yaptıklarını kaydeden Kızıltan, “İnsanlar iş yapmak için güvenli bir ortam görmüyor. Yatırım yapsa ‘şu kadar para harcayacağım ya yürümezse ürünümü satamazsam’ diye düşünüyor.

Ortada Covid var. Eylül ve ekimde daha büyük dalga beklentisi dile getiriliyor. Tüm dünya korona virüs nedeniyle tedirgin. Umutsuzluk var, ileriyi görememe durumu var. Son derece flu bir tablo var. Biz MTSO olarak hiç kötümser konuşmadık, hep moral veren, iş dünyasını motive eden, özel sektörü takdir eden bir politika izledik ama artık biraz da ülke olarak gerçekçi politikalara yönelmek zorundayız” şeklinde konuştu.

“Ülkenin gerçek gündemi ekonomidir”

Ülkenin yine yapay gündemlerle meşgul edildiğini belirterek, özellikle siyasi parti kurma tartışmalarını eleştiren Kızıltan, Türkiye’nin gerçek gündeminin ekonomi olduğunu, makro sorunları ve çözümlerini konuşmak gerektiğini vurguladı. Kızıltan, “Son dönemlerde birçok parti kuruluyor.

Ekonomide bu kadar sorun varken, bizim böyle bir lüksümüz olabilir mi? Böyle bir ortamda insanlar niye bunu düşünüyor? Birisi de çıkıp ‘Gelin oturalım Türkiye’yi nasıl bu çıkmazdan kurtarabiliriz, bunları konuşalım’ demiyor. Yine yanlış konuları tartışıyoruz. Yapay gündemlerle bir yere varamayız. Türkiye’nin makro sorunlarını ve çözümleri konuşalım. Ülkenin gerçek gündemi ekonomidir. Günü kurtarmak, yarınları kurtarmıyor” değerlendirmesini yaptı.

“Hammadde, ara malı ithal eden firmalarımız zorda kalacak”

Dövizdeki artışın iş dünyasına etkilerini de anlatan Kızıltan, özellikle dışarıdan hammadde, ara malı temin edip üretim yapan, ithalat bağlantısı olan firmaların zorda kalacaklarının altını çizdi. Bu firmaların maliyetlerinin bir anda artacağını ve sıkıntılı günler yaşayacaklarını kaydeden Kızıltan, şöyle devam etti: “İhracatçıda ise bir şans olur. Bunu kullanıp ihracatımızı artırabilirsek denge sağlanabilir.

Ama Türkiye’de psikolojik olarak her şey birbirini etkiliyor. İçtiğimiz çay Türkiye’de üretiliyor ama bu bile etkileniyor. Döviz arttı hemen çaycılar çay fiyatını artırıyor. Oysa dolarla ne ilgisi var diye düşünüyorsun. Böyle bir psikolojik etki var. Her yere yayılıyor. Eğer ihracatımızı artırabilirsek, Türkiye’ye dışarıdan para getirebilirsek her şey düzelebilir ama ihracatın çok artıp ülkedeki pastayı büyütebilmemiz lazım. İçeride hepimiz aynı pastayı yemeye kalkarsak işi kurtaramayız.”

“Uzun vadeli, gerçekçi planlar yapmamız lazım”

Türkiye’nin bu tür iniş çıkışlara alışkın olduğunu yineleyen Kızıltan, çözümün uzun vadeli planlamalarda yattığına dikkat çekerek, şunları söyledi:
“Evet, böyle ortamlara alışığız, bir süre sonra ekonomi kendi kendisini tamir ediyor. İnsanlar, piyasa, mecburen kendi kendisini düzeltiyor, yeniliyor ama bizim bunu kendi kendisine bırakmamamız lazım. Bir daha bu hale düşmeyecek şekilde uzun vadeli gerçekçi planlar, programlar yapmamız lazım.”

Okumaya Devam Et
Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aktualite

MERSİN’DE KİRA GELİRİ POTANSİYELİ OLAN KONUTLARA SIKI TAKİP

Mersin’de Hazine ve Maliye Bakanlığının kira geliri potansiyeli olan konutların tespiti için başlattığı çalışmalar sürüyor.

Published

on

Kira gelirlerinin vergi dışı bırakılmasının önüne geçilmesi amacıyla başlatılan çalışma kapsamında, vergi dairelerince, belirlenen adreslere tebligat gönderiliyor. Tebligat alarak vergi dairelerine başvuran kiracılardan gerekli bilgiler talep edilerek elektronik ortama aktarılıyor. Kontrollerin ardından beyannamelerinde uyumsuzluk olan ve hiç beyanname vermeyen mükelleflere yönelik yasal işlem başlatılacağı öğrenildi.

Mersin Emlakçılar Odası Başkanı Mehmet Sinan Canpolat, kirada konutları olan mülk sahiplerinin gelir beyannamelerini mart ayında verdiğini söyledi. Kira gelir vergisi ile ilgili Maliye Bakanlığının çalışma başlattığını hatırlatan Canpolat, bu uygulamanın Mersin’de de gerçekleştirildiğini belirtti. Kent genelinde tebligatların dağıtılmaya başladığını ifade eden Canpolat, “Mart ayı sonunda verilecek kira beyannamelerin tespitiyle ilgili kentimizde de kiracılarımıza tebligatların geldiğini ve Vergi Dairesi Başkanlığı Gelir Denetim Koordinasyon Müdürlüğüne davet edildiklerini duyuyoruz. Kiracılara, ikamette kaç yıl oturdukları, ne kadar kira verdikleri, kira artışının ne kadar olduğu, bu ödemeleri hangi kanal aracılığıyla yaptıkları soruluyor” dedi.

“CEZAİ İŞLEMLE KARŞILAŞMAMAK İÇİN KİRA GELİR VERGİSİ BEYANNAMESİNİ ZAMANINDA VERİLMELİ”

Kendilerinin de sürece katkı sunduğunu dile getiren Canpolat, vergilerin devlet gelirlerinde vazgeçilmez bir kalem olduğunu vurguladı. Kirada konutu bulunan mülk sahiplerinin herhangi bir cezai işlemle karşılaşmamak için kira gelir vergisi beyannamesini zamanında vermesini öneren Canpolat, şöyle devam etti:

“Hükümetimiz her konuda ivedilikle çalışmalar yürütüyor. Maliye Bakanlığımız da kira gelir vergilerinin ödenmesi noktasında çalışmalarına hız verdi. Türkiye genelinde gerek meslektaşlarımızdan, gerek meslektaşlarımızın kiraya verdiği kiracılar aracılığıyla mülk sahiplerinin mart ayı sonunda ödenecek kira gelir beyannamesinin verilmesi noktasında her türlü platformu deniyorlar. Kirada konutu olan mülk sahiplerimizin de herhangi bir cezai işleme maruz kalmaması için Maliye Bakanlığımız ile görüşerek, onların da bilgisini alarak en azından bu konuda duyarlı olup işlemlerini yönetmeleri gerekiyor.”

“KONUTU OLAN EMEKLİLERE UYARI”

Emeklilerin vergi anlamında bazı konularda muaf olduğuna değinen Canpolat, “Biliyorsunuz emekliler bazı konulardan muaf. Normalde çevre temizlik vergisi, emlak vergisi noktasında emeklilerimiz bir dairesi olduğu zaman bundan muaf oluyorlar ve ödeme yapmıyorlar. Ama kira gelir vergisi beyannamesi ile ilgili diyalog halinde olsunlar. Çünkü böyle bir muafiyet yok. Böyle bir düşünceye kapılıp da sıkıntı yaşamamalarını belirtmek isterim” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et

Aktualite

KONUT SATIŞINDA DÜŞÜŞ DEVAM EDİYOR, YABANCILARA SATILAN KONUTLARDA MERSİN ZİRVEDEKİ YERİNİ KORUYOR

Türkiye genelinde konut satışları Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 17,8 azalarak 80 bin 308 oldu.

Published

on

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ocak ayı Konut Satış İstatistikleri’ni paylaştı. Buna göre, Türkiye genelinde konut satışları Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 17,8 azalarak 80 bin 308 oldu. Konut satışlarında İstanbul 13 bin 423 konut satışı ve yüzde 16,7 ile en yüksek paya sahip oldu. Satış sayılarına göre İstanbul’u 6 bin 709 konut satışı ve yüzde 8,4 pay ile Ankara, 5 bin 250 konut satışı ve yüzde 6,5 pay ile Antalya izledi. Konut satış sayısının en az olduğu iller sırasıyla 17 konut ile Ardahan, 38 konut ile Hakkari ve 40 konut ile Bayburt oldu.

 

İPOTEKLİ KONUT SATIŞLARI 5 BİN 915 OLARAK GERÇEKLEŞTİ

Türkiye genelinde ipotekli konut satışları Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 63,5 azalış göstererek 5 bin 915 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 7,4 olarak gerçekleşti. Ocak ayındaki ipotekli satışların bin 404’ü ilk el satış olarak gerçekleşti.

 

DİĞER SATIŞ TÜRLERİ SONUCUNDA 74 BİN 393 KONUT EL DEĞİŞTİRDİ

Türkiye genelinde diğer konut satışları Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8,7 azalarak 74 bin 393 oldu. Toplam konut satışları içinde diğer satışların payı yüzde 92,6 olarak gerçekleşti.

 

İLK EL KONUT SATIŞ SAYISI 25 BİN 263 OLARAK GERÇEKLEŞTİ

Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı, Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8,2 azalarak 25 bin 263 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışının payı yüzde 31,5 oldu.

 

İKİNCİ EL KONUT SATIŞLARINDA 55 BİN 45 KONUT EL DEĞİŞTİRDİ

Türkiye genelinde ikinci el konut satışları Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 21,6 azalış göstererek 55 bin 45 oldu. Toplam konut satışları içinde ikinci el konut satışının payı yüzde 68,5 oldu.

 

YABANCILARA OCAK AYINDA 2 BİN 61 KONUT SATIŞI GERÇEKLEŞTİ

Yabancılara yapılan konut satışları Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 50,5 azalarak 2 bin 61 oldu. Ocak ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 2,6 oldu. Yabancılara yapılan konut satışlarında ilk sırayı 747 konut satışı ile Antalya aldı. Antalya’yı sırasıyla 710 konut satışı ile İstanbul ve 211 konut satışı ile Mersin izledi.

 

ÜLKE UYRUKLARINA GÖRE EN ÇOK KONUT SATIŞI RUSYA FEDERASYONU VATANDAŞLARINA YAPILDI

Ocak ayında Rusya Federasyonu vatandaşları Türkiye’den 555 konut satın aldı. Rusya Federasyonu vatandaşlarını sırasıyla 208 konut ile İran, 127 konut ile Ukrayna, 99 konut ile Irak ve Kazakistan vatandaşları izledi.

Okumaya Devam Et

Aktualite

ÖZDEMİR: “ANA VATANI TÜRKİYE OLAN BAKLİYATTA ÜRETİMİ VE TÜKETİMİ MUHAKKAK ARTTIRMALIYIZ”

Ulusal Baklagil Konseyi ve Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir, bakliyat sahip olduğu özellikler nedeniyle en sağlıklı gıdalar arasında olduğunu söyledi.

Published

on

10 Şubat Dünya Bakliyat Günü Mersin’de etkinlikle kutlandı. Bir otelde gerçekleştirilen etkinlikte bakliyat ürünleri tanıtılırken, tamamı bakliyat ürünleri kullanılarak yapılan yemek menüsü de konuklara ikram edildi. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Ulusal Baklagil Konseyi ve Mersin Ticaret Borsası Başkanı Özdemir, sağlığın en büyük zenginlik olduğunu söyledi. Herkesin ortak arzusunun sağlıklı bir nesil yetiştirmek olduğunu dile getiren Özdemir, bunun ön şartının ise bilinçli beslenmek olduğunu, bilinçli beslenmenin de sağlıklı besinlerle olacağını ifade etti.

Bakliyatın sahip olduğu özellikler nedeniyle en sağlıklı gıdalar arasında yer aldığını ve diyet listelerinde başta geldiğini vurgulayan Özdemir, “Mersin Ticaret Borsası olarak bu anlamlı günü ülkemiz bakliyat ticaretini merkezi olan Mersin’imizde sizlerle birlikte kutlamayı bir görev bildik” dedi.

Dünyada 1 milyara yakın insanın yetersiz beslendiğini, 1,8 milyar insanın aşırı kilolu olduğunu vurgulayan Özdemir, şöyle devam etti:

“Bunun 850 milyonu obez, 530 milyon diyabet hastası var. Her yıl gerçekleşen ölümlerin yüzde 40’ı kalp damar hastalıkları ve kanserden kaynaklanıyor. Yaygınlaşan Amerikanvari ve fast food beslenme tarzı özellikle genç nesillerimiz için önemli bir risk oluşturuyor. Tüm bu sağlık sorunlarıyla mücadelede bakliyat en etkin besin kaynakları arasında gösteriliyor. Çünkü baklagiller, protein açısından zengindir, önemli bir lif kaynağıdır, temel vitamin ve mineralleri ihtiva eder, kolesterol bulunmaz, gluten içermez, anti alerjiktir. Diğer bir özelliği ise hayvansal protein içeren diğer gıdalara kıyasla daha uzun süre bozulmadan saklanabiliyor. Bir diğer özelliği de zengin olsun, fakir olsun, her sofranın gıdası olmasıdır. Et ve et ürünleriyle benzeri protein seviyesine sahiptir. Oysa fiyat olarak kıyaslandığında bakliyat çok daha ekonomiktir, porsiyon başına maliyeti düşüktür. Sağlıklı beslenmeye olan katkısı yönüyle de gelir seviyesi yüksek sofralar için vazgeçilmezdir.”

Bakliyatın insanlar için olduğu kadar toprak için de faydalı olduğuna işaret eden Özdemir, toprağa azot salgıladığından dolayı toprağı daha verimli hale getirdiğini belirtti.

“ANA VATANI TÜRKİYE OLAN BAKLİYATTA ÜRETİMİ VE TÜKETİMİ MUHAKKAK ARTIRMALIYIZ”

Dünyada bakliyat üretiminin son 35 yılda yüzde 70 artarak 96 milyon tona ulaştığına dikkati çeken Özdemir, Türkiye’de ise tersinin yaşandığını kaydetti. Türkiye’de 30-35 yıl önce 2,5 milyon ton bakliyat üretildiğini ve yarısının ihraç edildiğini vurgulayan Özdemir, “Şu an üretim hacmimiz 1 ila 1,3 milyon arasında dalgalanıyor. Yani 1990’lı yıllarda 2,5 milyon ton üretim yaparken nüfusumuz 54 milyondu. Şimdi nüfusumuz 85 milyon oldu, üretimimiz 1 milyona düştü. Anavatanı Türkiye olan bakliyatta üretimi ve tüketimi muhakkak artırmalıyız. Türkiye bir bakliyat ülkesi. Üretim kültürümüz var, ticaret kültürümüz var. Bu zenginliğimizi kaybetmemeliyiz” diye konuştu.

Kanada’da 3 milyon ton kırmızı mercimek üretilmesine karşın bir kilo dahi kırmızı mercimek tüketilmediğinin altının çizen Özdemir, Kanada’nın ihraç etmek için üretim yaptığını kaydetti. Mersin’de bakliyat eleme ve kırmızı mercimek kırmak için önemli bir kapasite olduğunu anlatan Özdemir, “O zaman üretmemiz lazım. Çünkü Türkiye’nin enteresan bir şekilde dışarıda pazarı da var. Hala biz Kanada’da mercimeği alıyoruz, burada kırıyoruz, üçüncü ülkelere satıyoruz. Bu bir yere kadar gider. Ama esas tercih ettiğimiz kendi üretimimizi yükseltmek, büyütmek. Bir de bu baklagillerin fasulye haricinde en büyük avantajı kıraç alanlarda yetişmesi. Büyük bir şey. 25 milyon dekar nadas alanı var, 20 milyon dekar ekilmeyen alan var. Bunların beşte biri ekilse şu andaki üretim bakliyatının iki misli üretiriz” ifadelerini kullandı.

“ÜRETİM ARZINDA GİDEREK BİR ARTIŞ SÖZ KONUSU”

Vali Ali Hamza Pehlivan da 10 Şubat Dünya Bakliyat Günü’nün önemine işaret ederek, tanıtımın olduğu kadar üretim, işleme, paketleme, pazarlama, pazara ulaştırma ve ihracat boyutunun da olduğunu söyledi.

Bakliyatın gıda ve beslenmedeki öneminden bahseden Pehlivan, “İnsan beslenmesinde bitkisel kaynaklı proteinlerin yüzde 22’sini bakliyat teşekkül ediyor. Gene karbonhidrat olarak da yüzde 7’ye tekabül ediyor. Tabii insan beslenmesi yanında hayvanların beslenmesi konusu da var. O konuda da gene yüzde 38 nispetinde bakliyattan nasipleniliyor. Gene yüzde 5 nispetinde karbonhidrat hayvan beslenmesinde de bakliyattan elde ediliyor” dedi.

Bakliyat denildiğinde fasulyeden nohuda, mercimeğe kadar birçok ürünün akla geldiğini ifade eden Pehlivan, şöyle devam etti:

“Ülke olarak bakliyatta biz de aslında azımsanmayacak boyutta üretim gerçekleştiriyoruz. Bu sene 1,3 milyona tona tekrar çıktı. Özellikle de nohutta üçüncü mercimekte de dünyada dördüncü sıradayız. Ürün arzında son 15-20 yılda veya 30 yılda belli bir gerileme olduğu kabul edilebilir, söylenebilir ama yine son yıllarda devletimiz, Tarım ve Orman Bakanlığımızın üretim politikaları çerçevesinde sağlamış olduğu teşviklerle 1 milyon tondan 1,3 milyon tona çıktı. Dolayısıyla üretim arzında giderek bir artış söz konusu.”

Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ise Mersin’in, Türkiye’nin bakliyat işleme, pazarlama ve ihracat konusunda en gelişmiş yerlerinden biri olduğunu söyledi. Bakliyat sektörünün kente büyük bir ekonomik hareketlik kazandırdığını vurgulayan Seçer, “Bizim bölgemizi ilgilendiren sektörün buradaki işleme kapasitesi ve ticaret kapasitesi. Mersin Limanı, şehrin lokasyonu, bir ticaret kenti olması, Doğu Akdeniz çanağından dünyaya açılma imkanının olması, kara yolu güzergahıyla da Arap Yarımadası’na, Orta Doğu ve Kafkaslar’a ticareti mümkün olması, bakliyat sektörünü burada özellikle 1980’li yıllardan sonra çok geliştirmiş” ifadelerini kullandı.

Türk yemek uzmanı ve yazar Sahrap Soysal’ın da katıldığı etkinlik sonunda, kum sanatçısı Ramazan Yumrutepe gösteri sundu.

Okumaya Devam Et

Trendler