Connect with us

Instagram

YAPAY UYDULAR YERYÜZÜNÜ DAHA ‘BAĞLANTILI’ HALE GETİRİYOR

Dünya yörüngesinde çalışır durumda 2 bin 666 uydu bulunuyor. Bunların 1327’si ABD’ye, 363’ü Çin’e, 169’u Rusya’ya, 807’si ise diğer ülkelere ait.

Published

on

Uydu teknolojisi, insanoğluna uzayı ve yeryüzünü araştırma ve gözlem yapma olanağının yanı sıra gündelik hayatta iletişiminden küresel konumlamaya kadar çok sayıda pratik uygulamayla insanların hayatını kolaylaştırıyor.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle eğitim ve iş yaşamında internete ve iletişim teknolojilerine ihtiyacın arttığı bir dönemde, bağlantılı bir dünyanın önemi daha belirgin hale geldi.

Sovyetler Birliği’nin 4 Ekim 1957’de ilk yapay uyduyu uzaya fırlatmasının anısına, Birleşmiş Milletler (BM) kararıyla her yıl 4-10 Ekim’de kutlanan “Dünya Uzay Haftası”nın bu yılki teması, “Yapay Uydular Yaşamı Geliştiriyor” olarak belirlendi.

Sovyet Birliği’nin “Sputnik 1” uydusunu uzaya fırlatmasından bu yana birçok ülke haberleşmeden istihbarata, bilimsel gözlemden ulusal savunmaya, hava tahmininden ve küresel konumlama hizmetlerine kadar farklı amaçlar için binlerce yapay uyduyu Dünya yörüngesine yolladı.

BM Uzay İşleri Ofisinin yayımladığı “Uzay Nesneleri Endeksine” göre, bugüne dek uzaya 9 bin 869 insan yapımı nesne gönderildi. Bunlardan 6 bin 212’si Dünya yörüngesinde konumlanırken, 3 bin 655’i Dünya’nın ötesinde yollandı veya yeryüzüne geri döndü.

Dünya yörüngesinde 2 bin 666 aktif uydu bulunuyor

Endişeli Bilim İnsanları Birliği (UCS) verilerine göre, halen Dünya yörüngesinde çalışır durumda 2 bin 666 uydu bulunuyor. Bunların 1327’si ABD’ye, 363’ü Çin’e, 169’u Rusya’ya, 807’si ise diğer ülkelere ait.

Dünya yörüngesindeki yapay uyduların 1918’i yerden 160 ila 2 bin kilometre yükseklikteki Alçak Yer Yörüngesi’nde (LEO), 135’i yerden 2 bin ila 35 bin 786 kilometre yükseklikteki Orta Yer Yörüngesi’de (MEO), 554’ü ekvator ekseninde nesnelerin dönüş hızının dünyanın dönüş hızına eşit olduğu yerden 35 bin 786 kilometre yükseklikteki Yer Sabit Yörünge’de (GEO), geri kalan 59’u ise ekvatoru kesen diğer eliptik yörüngelerde konumlanıyor.

İletişim uyduları, çoğunlukla yeryüzünde aynı bölgelere sürekli sinyal sağlamak için Dünya’nın dönüşüne göre konumunu koruyabileceği Yer Sabit Yörünge’de bulunurken, meteoroloji ve yer gözlem uyduları daha yüksek çözünürlükte görüntü sağlayabilmeleri için genelde Alçak Yer Yörüngesi’ne yerleştiriliyor.

Uydular, çok farklı alanlarda faydalar sağlıyor

Meteoroloji uyduları, dünya üzerindeki en uzak noktaları için hava tahminleri yapılmasına, hava akımlarının hareketlerinin, fırtına ve kasırga oluşumlarının fark edilerek önlemler alınmasına olanak sağlıyor.

Yer gözlem uyduları, ormanların, su kaynaklarının ve buzul örtülerinin zaman içindeki değişimlerinin izlenerek çevresel etkilerin analiz edilmesine, salgın hastalıkların takibine, afetlerde zarar gören yerlerin tespit edilerek kurtarma ve yardım faaliyetlerinin yönlendirilmesine yardımcı oluyor.

İletişim uyduları, uzun mesafeli telefon görüşmelerini, canlı yayınlarını ve internet erişimini mümkün kılarken; yeni nesil mobil teknolojilerle bütünleşerek yerküreyi daha “bağlantılı” bir yer haline getiriyor.

Uydu teknolojisi, 5G altyapısının bütünleştirici parçası olacak

Uydu iletişimi, uzun yıllar mobil ağlardan ve karasal altyapıdan bağımsız, müstakil bir teknoloji olarak varlığını sürdürdü. Oysa yeni nesil 5G altyapısına uygun inşa edilen yeni iletişim uydularıyla mobil iletişimin bütünleştirici bir parçası olmaya hazırlanıyor.

Yeni nesil iletişim uyduları, yakın gelecekte uzaydan yeryüzündeki mobil cihazlara aktarılan sinyallerle karasal 5G altyapılarını desteklemeye başlayacak. Böylece karasal altyapının ulaşamadığı uzak bölgelere, şehirler arasında seyahat eden otomobillere ve taşıtlara, denizlerdeki ve okyanuslardaki gemilere, havadaki uçaklara kesintisiz kablosuz iletişim hizmeti sağlanabilecek.

Uydular için yeni uzay yarışı

Teknolojinin bu yeni ufku, şimdiden uydu iletişimi için yeni bir uzay yarışını başlatmış durumda.

Geleneksel iletişim uyduları, yarım asırdan fazla süre Dünya’ya göre konumlarını koruyabilmek için yörüngedeki hareket hızının, Dünya’nın dönüş hızına eşit olduğu Yer Sabit Yörünge’ye konumlandırılmıştı.

Oysa şu an yeni nesil uydular daha çok yerden 160 ila 2000 kilometre yükseklikteki Alçak Yer Yörüngesi’ne konumlandırılıyor. Fakat bu yörünge konumunda hareket hızı, Dünya’nın dönüş hızında daha yüksek olduğu için uyduların konumları değişiyor ve kapsama alanları daralıyor.

Uydu iletişimine yatırım yapan şirketler ve ülkeler, Alçak Yörünge’de iletişim sinyallerini sürekli hale getirebilmek için “takımuydu” adı verilen uydu ağlarına ihtiyaç duyuyor.

ABD’li roket ve uzay mekiği üreticisi SpaceX, “Starlink” adını verdiği takımuydu projesi kapsamında, bugüne dek 300 uyduyu yörüngeye yolladı. Şirket, Alçak Yörünge’de 30 bin uydudan oluşan bir ağ kurmayı planlıyor.

Öte yandan Amazon, “Kuiper Sistemi” adını verdiği, 3 bin 236 iletişim uydusundan oluşacak bir ağ kurmak için ABD Federal İletişim Komisyonundan (FCC) destek istedi. Şirket, bu ağ aracılığıyla milyonlarca müşteriye geniş bant internet hizmeti sağlamayı amaçlıyor.

Hint Baharti Global ile İngiliz hükümetinin yatırımcısı olduğu, Amerikalı girişimci Greg Wyler tarafından kurulan “OneWeb” şirketi de 1200 kilometredeki Alçak Yörünge konumunda 650 uydudan oluşan bir takımuydu ağı kurmayı planlıyor.

Küp uydular

Öte yandan bilgisayarların ve elektronik donanımların boyutlarının giderek küçülmesi, eski uyduların ağır ve hacimli yapılarından farklı minyatür boyutlarda uydular yapılmasına olanak sağlıyor.

Artık küp boyutundaki küçük uydular, bilimsel gözlem, ölçüm, iletişim ve diğer işlevleri büyük boyutlu benzerleri kadar etkili şekilde yerine getirebiliyor.

Roketlerdeki diğer yüklere iliştirilebilen veya Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) tarafından fırlatılabilen bu küçük uydular, imalatın yanı sıra nakil maliyeti açısından da hesaplı bir seçenek olarak değerlendiriliyor.

Okumaya Devam Et
Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aktualite

KONUT SATIŞINDA DÜŞÜŞ DEVAM EDİYOR, YABANCILARA SATILAN KONUTLARDA MERSİN ZİRVEDEKİ YERİNİ KORUYOR

Türkiye genelinde konut satışları Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 17,8 azalarak 80 bin 308 oldu.

Published

on

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ocak ayı Konut Satış İstatistikleri’ni paylaştı. Buna göre, Türkiye genelinde konut satışları Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 17,8 azalarak 80 bin 308 oldu. Konut satışlarında İstanbul 13 bin 423 konut satışı ve yüzde 16,7 ile en yüksek paya sahip oldu. Satış sayılarına göre İstanbul’u 6 bin 709 konut satışı ve yüzde 8,4 pay ile Ankara, 5 bin 250 konut satışı ve yüzde 6,5 pay ile Antalya izledi. Konut satış sayısının en az olduğu iller sırasıyla 17 konut ile Ardahan, 38 konut ile Hakkari ve 40 konut ile Bayburt oldu.

 

İPOTEKLİ KONUT SATIŞLARI 5 BİN 915 OLARAK GERÇEKLEŞTİ

Türkiye genelinde ipotekli konut satışları Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 63,5 azalış göstererek 5 bin 915 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 7,4 olarak gerçekleşti. Ocak ayındaki ipotekli satışların bin 404’ü ilk el satış olarak gerçekleşti.

 

DİĞER SATIŞ TÜRLERİ SONUCUNDA 74 BİN 393 KONUT EL DEĞİŞTİRDİ

Türkiye genelinde diğer konut satışları Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8,7 azalarak 74 bin 393 oldu. Toplam konut satışları içinde diğer satışların payı yüzde 92,6 olarak gerçekleşti.

 

İLK EL KONUT SATIŞ SAYISI 25 BİN 263 OLARAK GERÇEKLEŞTİ

Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı, Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8,2 azalarak 25 bin 263 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışının payı yüzde 31,5 oldu.

 

İKİNCİ EL KONUT SATIŞLARINDA 55 BİN 45 KONUT EL DEĞİŞTİRDİ

Türkiye genelinde ikinci el konut satışları Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 21,6 azalış göstererek 55 bin 45 oldu. Toplam konut satışları içinde ikinci el konut satışının payı yüzde 68,5 oldu.

 

YABANCILARA OCAK AYINDA 2 BİN 61 KONUT SATIŞI GERÇEKLEŞTİ

Yabancılara yapılan konut satışları Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 50,5 azalarak 2 bin 61 oldu. Ocak ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 2,6 oldu. Yabancılara yapılan konut satışlarında ilk sırayı 747 konut satışı ile Antalya aldı. Antalya’yı sırasıyla 710 konut satışı ile İstanbul ve 211 konut satışı ile Mersin izledi.

 

ÜLKE UYRUKLARINA GÖRE EN ÇOK KONUT SATIŞI RUSYA FEDERASYONU VATANDAŞLARINA YAPILDI

Ocak ayında Rusya Federasyonu vatandaşları Türkiye’den 555 konut satın aldı. Rusya Federasyonu vatandaşlarını sırasıyla 208 konut ile İran, 127 konut ile Ukrayna, 99 konut ile Irak ve Kazakistan vatandaşları izledi.

Okumaya Devam Et

Aktualite

ÖZDEMİR: “ANA VATANI TÜRKİYE OLAN BAKLİYATTA ÜRETİMİ VE TÜKETİMİ MUHAKKAK ARTTIRMALIYIZ”

Ulusal Baklagil Konseyi ve Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir, bakliyat sahip olduğu özellikler nedeniyle en sağlıklı gıdalar arasında olduğunu söyledi.

Published

on

10 Şubat Dünya Bakliyat Günü Mersin’de etkinlikle kutlandı. Bir otelde gerçekleştirilen etkinlikte bakliyat ürünleri tanıtılırken, tamamı bakliyat ürünleri kullanılarak yapılan yemek menüsü de konuklara ikram edildi. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Ulusal Baklagil Konseyi ve Mersin Ticaret Borsası Başkanı Özdemir, sağlığın en büyük zenginlik olduğunu söyledi. Herkesin ortak arzusunun sağlıklı bir nesil yetiştirmek olduğunu dile getiren Özdemir, bunun ön şartının ise bilinçli beslenmek olduğunu, bilinçli beslenmenin de sağlıklı besinlerle olacağını ifade etti.

Bakliyatın sahip olduğu özellikler nedeniyle en sağlıklı gıdalar arasında yer aldığını ve diyet listelerinde başta geldiğini vurgulayan Özdemir, “Mersin Ticaret Borsası olarak bu anlamlı günü ülkemiz bakliyat ticaretini merkezi olan Mersin’imizde sizlerle birlikte kutlamayı bir görev bildik” dedi.

Dünyada 1 milyara yakın insanın yetersiz beslendiğini, 1,8 milyar insanın aşırı kilolu olduğunu vurgulayan Özdemir, şöyle devam etti:

“Bunun 850 milyonu obez, 530 milyon diyabet hastası var. Her yıl gerçekleşen ölümlerin yüzde 40’ı kalp damar hastalıkları ve kanserden kaynaklanıyor. Yaygınlaşan Amerikanvari ve fast food beslenme tarzı özellikle genç nesillerimiz için önemli bir risk oluşturuyor. Tüm bu sağlık sorunlarıyla mücadelede bakliyat en etkin besin kaynakları arasında gösteriliyor. Çünkü baklagiller, protein açısından zengindir, önemli bir lif kaynağıdır, temel vitamin ve mineralleri ihtiva eder, kolesterol bulunmaz, gluten içermez, anti alerjiktir. Diğer bir özelliği ise hayvansal protein içeren diğer gıdalara kıyasla daha uzun süre bozulmadan saklanabiliyor. Bir diğer özelliği de zengin olsun, fakir olsun, her sofranın gıdası olmasıdır. Et ve et ürünleriyle benzeri protein seviyesine sahiptir. Oysa fiyat olarak kıyaslandığında bakliyat çok daha ekonomiktir, porsiyon başına maliyeti düşüktür. Sağlıklı beslenmeye olan katkısı yönüyle de gelir seviyesi yüksek sofralar için vazgeçilmezdir.”

Bakliyatın insanlar için olduğu kadar toprak için de faydalı olduğuna işaret eden Özdemir, toprağa azot salgıladığından dolayı toprağı daha verimli hale getirdiğini belirtti.

“ANA VATANI TÜRKİYE OLAN BAKLİYATTA ÜRETİMİ VE TÜKETİMİ MUHAKKAK ARTIRMALIYIZ”

Dünyada bakliyat üretiminin son 35 yılda yüzde 70 artarak 96 milyon tona ulaştığına dikkati çeken Özdemir, Türkiye’de ise tersinin yaşandığını kaydetti. Türkiye’de 30-35 yıl önce 2,5 milyon ton bakliyat üretildiğini ve yarısının ihraç edildiğini vurgulayan Özdemir, “Şu an üretim hacmimiz 1 ila 1,3 milyon arasında dalgalanıyor. Yani 1990’lı yıllarda 2,5 milyon ton üretim yaparken nüfusumuz 54 milyondu. Şimdi nüfusumuz 85 milyon oldu, üretimimiz 1 milyona düştü. Anavatanı Türkiye olan bakliyatta üretimi ve tüketimi muhakkak artırmalıyız. Türkiye bir bakliyat ülkesi. Üretim kültürümüz var, ticaret kültürümüz var. Bu zenginliğimizi kaybetmemeliyiz” diye konuştu.

Kanada’da 3 milyon ton kırmızı mercimek üretilmesine karşın bir kilo dahi kırmızı mercimek tüketilmediğinin altının çizen Özdemir, Kanada’nın ihraç etmek için üretim yaptığını kaydetti. Mersin’de bakliyat eleme ve kırmızı mercimek kırmak için önemli bir kapasite olduğunu anlatan Özdemir, “O zaman üretmemiz lazım. Çünkü Türkiye’nin enteresan bir şekilde dışarıda pazarı da var. Hala biz Kanada’da mercimeği alıyoruz, burada kırıyoruz, üçüncü ülkelere satıyoruz. Bu bir yere kadar gider. Ama esas tercih ettiğimiz kendi üretimimizi yükseltmek, büyütmek. Bir de bu baklagillerin fasulye haricinde en büyük avantajı kıraç alanlarda yetişmesi. Büyük bir şey. 25 milyon dekar nadas alanı var, 20 milyon dekar ekilmeyen alan var. Bunların beşte biri ekilse şu andaki üretim bakliyatının iki misli üretiriz” ifadelerini kullandı.

“ÜRETİM ARZINDA GİDEREK BİR ARTIŞ SÖZ KONUSU”

Vali Ali Hamza Pehlivan da 10 Şubat Dünya Bakliyat Günü’nün önemine işaret ederek, tanıtımın olduğu kadar üretim, işleme, paketleme, pazarlama, pazara ulaştırma ve ihracat boyutunun da olduğunu söyledi.

Bakliyatın gıda ve beslenmedeki öneminden bahseden Pehlivan, “İnsan beslenmesinde bitkisel kaynaklı proteinlerin yüzde 22’sini bakliyat teşekkül ediyor. Gene karbonhidrat olarak da yüzde 7’ye tekabül ediyor. Tabii insan beslenmesi yanında hayvanların beslenmesi konusu da var. O konuda da gene yüzde 38 nispetinde bakliyattan nasipleniliyor. Gene yüzde 5 nispetinde karbonhidrat hayvan beslenmesinde de bakliyattan elde ediliyor” dedi.

Bakliyat denildiğinde fasulyeden nohuda, mercimeğe kadar birçok ürünün akla geldiğini ifade eden Pehlivan, şöyle devam etti:

“Ülke olarak bakliyatta biz de aslında azımsanmayacak boyutta üretim gerçekleştiriyoruz. Bu sene 1,3 milyona tona tekrar çıktı. Özellikle de nohutta üçüncü mercimekte de dünyada dördüncü sıradayız. Ürün arzında son 15-20 yılda veya 30 yılda belli bir gerileme olduğu kabul edilebilir, söylenebilir ama yine son yıllarda devletimiz, Tarım ve Orman Bakanlığımızın üretim politikaları çerçevesinde sağlamış olduğu teşviklerle 1 milyon tondan 1,3 milyon tona çıktı. Dolayısıyla üretim arzında giderek bir artış söz konusu.”

Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ise Mersin’in, Türkiye’nin bakliyat işleme, pazarlama ve ihracat konusunda en gelişmiş yerlerinden biri olduğunu söyledi. Bakliyat sektörünün kente büyük bir ekonomik hareketlik kazandırdığını vurgulayan Seçer, “Bizim bölgemizi ilgilendiren sektörün buradaki işleme kapasitesi ve ticaret kapasitesi. Mersin Limanı, şehrin lokasyonu, bir ticaret kenti olması, Doğu Akdeniz çanağından dünyaya açılma imkanının olması, kara yolu güzergahıyla da Arap Yarımadası’na, Orta Doğu ve Kafkaslar’a ticareti mümkün olması, bakliyat sektörünü burada özellikle 1980’li yıllardan sonra çok geliştirmiş” ifadelerini kullandı.

Türk yemek uzmanı ve yazar Sahrap Soysal’ın da katıldığı etkinlik sonunda, kum sanatçısı Ramazan Yumrutepe gösteri sundu.

Okumaya Devam Et

Aktualite

CANPOLAT:”YABANCILAR BİR AN ÖNCE MÜLKLERİNİ SATIP GİTMEK İÇİN AŞAĞI FİYATA VERMEYE BAŞLADI”

Mersin Emlakçılar Odası Başkanı Mehmet Sinan Canpolat, yabancılara ikamet amaçlı konut satışında alt sınırın 200 bin dolara, vatandaşlık sınırın da 400 bin dolara çıktığını belirterek, bu durumun yabancılarda ters göçe neden olduğuna da dikkat çekti.

Published

on

Gayrimenkul fiyatlarında bir tık durağanlık yaşandığını, bunun da fiyatlarda ‘düşmeden ziyade yerinde sayma’ olarak nitelendireceğini belirten Mersin Emlakçılar Odası Başkanı Mehmet Sinan Canpolat, “Hükümetimiz almış olduğu kararla; yabancılara ikamet amaçlı konut satışında 75 bin dolarlık alt sınırı 200 bin dolara çıkardı, vatandaşlık sınırını da 400 bin dolara çıkardı. İster istemez bu durum yabancılarda bir ters göçe neden oldu. Bundan kaynaklı yabancıların edindiği mülklerde bir tık fiyatlar aşağıya düştü. Yabancılar bir an önce mülklerini satıp gitmek için aşağı fiyata vermeye başladı” ifadelerini kullandı.

“FİYAT ARTIŞLARININ ÖNÜNE GEÇEBİLMEK İÇİN ‘UCUZ KONUT’ ÜRETİLMELİ”

Mersin genelindeki kira fiyatlarına da değinen Canpolat, şöyle devam etti:

“Bugün 1+1 kiralık daireyi 10 bin liranın altında bulma durumumuz söz konusu değil. 2+1’ler ortalama 15-16 bin lira bandında. Metrekaresine göre 3+1’leri de 20 bin lira ve üzerinde değerlendirebiliriz. Gerçekten bu bizim şu an günümüzün kanayan bir yarası. Emeklilerimizi, asgari ücretli çalışanlarımızı düşündüğümüz zaman hakikaten çok zor bir durum söz konusu. Bu konunun bir an önce ivedilikle yapılacak çalışmalarla önüne geçilmesi noktasında biz hem Mersin Emlakçılar Odası, hem de genel başkan yardımcılığını yaptığım Türkiye Tüm Emlak Müşavirleri Federasyonu (TEMFED) olarak her türlü çalışmanın yanında var olduğumuzu içtenlikle belirtebilirim.”

Fiyat artışlarının önüne geçebilmek için ‘ucuz konut’ üretmenin önemine değinen Canpolat, belediyelerin bünyelerindeki arazileri uygun şekilde kat karşılığı vererek ucuz konut üretileceğini, böylelikle dar gelirli vatandaşlara ev kirası ödermiş gibi konut sahibi olma imkanı sunulabileceğini kaydetti.

Mersin’de geçmişte bunun örnekleri bulunduğunu ifade eden Canpolat, “Güneykent, Halkkent ve Çağdaşkent’teki gibi bir yol izlenebilir. Bu şekilde biz oda olarak üzerimize düşen her şeye varız. Kira artışlarının önlenmesinde ister istemez arz ve talep dengesinin bozulması ön plana çıkıyor. Bugün arz 3, talep 13 olduğu zaman uygun rakamlı kiralık konut fiyatlarından bahsetmek söz konusu olmaz. Ama dengeyi sağladığımız zaman en azından kiralık konutların artması bir nebze de olsa fiyatların aşağı çekilmese bile dengede tutulmasını sağlayacaktır” dedi.

“HEM MÜLK SAHİPLERİNE, HEM DE KİRACILARA ÇAĞRI”

Kira artışı konusunda hem mülk sahiplerine, hem de kiracılara çağrıda bulunan Canpolat, “2024’ün Temmuz ayında yüzde 25’lik kira artışının biraz serbestleşeceği durum söz konusu. Tabii burada iki tarafı da koruyup kollamak, teraziyi dengede tutmak lazım. Orta bir yol bulunarak evi tutan yeni kiracının da bir sonraki yılda ne olacağı kaygısını düşünmeden, o kaygıyı yaşamadan bir standart getirilip, belki bölgesel fiyatlar tespit edilebilir. Belki oranlarda bir donma yapılabilir. Hem kiracımızı, hem mülk sahibimizi bu şekilde korumuş ve kollamış oluruz” şeklinde konuştu.

Okumaya Devam Et

Trendler